Kategori: Haberler

Girişimciler için girişim haberleri ve etkinlik ve proje duyuruları

  • Estonya’da E-Şirket Kurmak

    Estonya’da E-Şirket Kurmak

    Son yıllarda tüm dünyada birçok girişimci Estonya’da E-Şirket kurmak ile ilgili ciddi girişimlerde bulunuyor. Bulunduğunuz ülkenin şartları sizin kuracağınız şirket için yeterli gelmiyorsa ya da daha iyi şartlarda sahip bir ülkede şirket kurmak istiyorsanız bunun için geliştirilmiş bir sistem bulunmaktadır. Estonya tamamen sanal ortam üzerinden şirket işlerinizi yürütmenize imkân bir program kurmuştur. Bu program sayesinde nerde olursanız olun Estonya üzerinden bir e-şirket kurup idare edebilirsiniz. “Estonya’da e-şirket kurmak neden ve nasıl yapılıyor?” diye soranlar için öncelikle e-residency nedir onu açıklamamız gerekir.

    Estonya E-Residency Nedir?

    E-residency Türkçe olarak e-kimlik şeklinde çevrilebilir. Estonya’nın Kasım 2014’de başlattığı dijital vatandaşlık uygulamasıdır. Yine internet üzerinden aldığınız bir iki belgeyle bu programa online olarak başvurarak dijital Estonya vatandaşı olabilir ve burada kuracağınız şirket üstünden çalışmalarınızı gerçekleştirebilirsiniz. Bu program yerel şirketlerin Dünya ekonomisine katılmasını sağlamak için yapılmıştır. Estonya’da e-şirket kurmak? Nedir? Ne işe yarar? Diyenler için kolay bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Estonya E-Residency programına ulaşmak için burayı kullanabilirsiniz.

    Estonya E-Resident Nasıl Olunur? E-Resident Ne İşe Yarar?

    E-vatandaş olmak birkaç prosedür haricinde oldukça basittir. Öncelikle Estonya’nın bunun için açtığı özel bir internet sayfası mevcut oradan kişisel ve gereken bilgilerinizi girdikten sonra pasaportlarda kullanılan biyometrik fotoğraflardan birini internet sitesine yüklüyorsunuz. Ve kimlik kartınızı alacağınız ülkeyi seçiyorsunuz hepsi bu kadar. Başvuru ücretini de yatırdıktan sonra tek yapmanız gereken yetkilerin size ret ya da kabul cevabı göndermesini beklemektir.

    E-Şirket Kurmak Ne İşe Yarar?

    Öncelikle e-şirket kurmak serbest çalışan kişiler için oldukça uygundur diyebiliriz. Bu şekilde internetten ürettikleri hizmet ve ürünleri pazarlayan kişiler global pazara açılabilirler. Ülkenizin politikalarından daha az etkilenmiş olursunuz. Yoğun bürokrasi işlemleriyle uğraşmak zorunda kalmazsınız. Ürettiğiniz ürünü pazarlarken size yük olacak pek çok kalemden kurtulmuş olursunuz. Avrupa içi ödemelerde e-şirketinizi kullanarak kolayca para transferi gerçekleştirebilirsiniz.

    E-Şirketiniz Nasıl Vergilendirilir?

    Estonya da bir şirket kurduğunuz taktirde şirketiniz için gereken başlangıç sermayesini erteleyebilirsiniz. Sıfır maliyetle bir şirket kurmak bu programla mümkündür diyebiliriz. Bu program bir vergi kaçırma programı değil işletmecilere uygun imkanları tanıyarak Estonya ya sıcak para akışını artırma projesidir şeklinde yorumlayabiliriz. Bu programa Türkiye üstünden başvurursanız Estonya ile iki ülke arasında anlaşma olduğundan sadece Estonya’ya vergi ödemiş olursunuz. Şirketinizden yıllık yüzde 25 oranında Estonya’ya verginizi ödersiniz

    E-Şirket Nasıl Kurulur?

    Estonya’da bir şirket kurmanın en zor kısmı sitelerin çocuğunun dili İngilizceye çevrilmediğinden neyin ne olduğunu anlamaya çalışmak olacaktır. Ama bu konuda da size yardımcı olması için çeşitli danışmanlık şirketleri bulunmaktadır. Bu şirketler sayesinde siz gerekli evrakları sağladığınız taktirde kolayca şirketinizi kurabilirsiniz. Şirketler size lokal adres bulma, Estonya’nın kanunları hakkında bilmeniz gerekenler, banka hesabı gibi konularda yardımcı olacaklardır. Ayrıca bu şekilde vatandaş olmuş kişilerinde bloglarını bulabilirsiniz. Doğru şirketlerle çalıştığınız sürece 2 gün gibi kısa bir sürede şirketinizin kurulumu gerçekleşecektir. Estonya’da e-şirket kurmak? Nedir? Ne işe yarar? Diye düşünenler için şirket kurmanın göz korkutmaması gereken bir prosedür olduğunu söyleyebiliriz.

    Estonya’da Banka Hesabı Nasıl Açılır?

    Şirketinizin parasal işlemlerini yapabilmeniz için Estonya’da bir hesap açmanız zorunludur. Bunun içinde çeşitli yöntemler mevcuttur. Öncelikle direk olarak Estonya’ya gidip bir bankadan hesap açabilirsiniz, bu şirketiniz için sizin kontrolünüzde sağlam bir hesabınız olmasını sağlar. Ya da ülkenizden online olarak hesap açmanızı sağlayan şirketler mevcuttur. Bir diğer yol ise danışmanlık şirketlerinden bunu talep ederek onların üzerinden paranızı almak olabilir.

    Estonya’da bir şirket açmak oldukça kolay olsa da avantajlarının yanında dezavantajlarda barındırmaktadır. Doğruca sizin kontrolünüzde olmadığı için dolandırılma ihtimaliniz her işte olduğu gibi burada da mevcuttur. Bunun yanında kendi yerel pazarınızdan sıyrılıp global dünyada kendinize daha fazla alıcı bulmanıza da yaramaktadır. Eğer bir iş kurmak istiyorsanız “Estonya’da e-şirket kurmak neden yapılır ve ne işe yarar?” Kısaca bahsettik. Ve serbest çalışan kişilere bu programa dahil olmalarını tavsiye ederiz.

    Estonya’da dijital vatandaşlık ya da diğer ismi ile Estonya E-Oturum ve Estonya’da dijital şirket kurulumu konusunda bireysel olarak işlemlerinizi takip edebileceğiniz gibi bir danışmanlık alarak yurtdışında online şirket kurma işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

  • Dropshipping 101: Dropshippinge Başlama Rehberi

    Dropshipping 101: Dropshippinge Başlama Rehberi

    Pandeminin etkilerinin ekonomi üzerinde etkileri de ezici bir şekilde hissedilmesinin ardından, herkes tarafından pasif gelir yol ve yöntemlerinin araştırılması ve yan gelir elde etmek için girişimlere sebep oluyor. Dropshippinge Başlama Rehberi makalemiz sizlere pasif gelir kaynağı olarak kullanabileceğiniz bir yol ya da yöntemi açıklamaktadır.

    Siz de pasif gelir elde etmek ya da yan gelir elde etmek istiyor ancak stok yönetimi, kargolama ya da siparişler ile ilgili bir çok karmaşık işlemler ile uğraşmak istemiyorsanız Dropshipping sizin için mükemmel bir seçenek olarak karşınıza çıkacaktır.

    Dropshipping doğru bir şekilde uygulanabilirse; sizin için gerçekten güzel bir yan gelir olacağı açıktır. Sizin için hazırladığımız bu makalemizde dropshipping in ne olduğundan, başarılı bir şekilde dropshippingi nasıl uygulayacağınıza kadar herşeyi tek tek anlatacağız.

    Haydi başlayalım.

    Dropshipping Nedir?

    Dropshipping aslında yeni bir kavram olmasa da son günlerde oldukça popüler hale gelmiş kavramlardan birisi. Ancak sanılanın aksine dropshipping sizi hızlı bir şekilde zengin edecek yol ya da yöntem değildir. Doğru uygulandığında size hatrı sayılır bir gelir bırakabilir. Ancak bu bile sabırlı ve detaylı bir çalışmayı gerektirecektir.

    Dropshipping; kısaca stoksuz satış olarak tanımlanabilir. Temel olarak satıcı bir envantere sahip değildir ve müşterinin satın alma işlemi sonrasında satıcı ürünü üreticiden satın ve müşteriye teslim edilmesini sağlar.

    Ürünü satıcı olarak kullanmanız, kontrol etmeniz, kargolama işlerine dikkat etmeniz gerekmemektedir.

    Normal bir e-ticaret sitesi için, örnek vermek gerekirse hepsiburadanın satıcısı olduğu durumu ele alalım. Bir müşteri olarak hepsiburadan bir bilgisayar satın aldığınızı düşünelim. Bu durumda hepsiburada ürünü stoklarında saklar, kargolar faturasını keser ve size gönderir. Bu satın alma işleminin tüm süreçlerinden hepsiburada sorumludur ve bunun için ciddi emek ve yatırım yapmak zorundadır.

    Dropshippingin farklı olduğu yer ise tam olarak burasıdır. Dropshippingde satıcı ürünü stoklamaz. Bunun yerine online siparişin verildiği websitesinde bir satın alma işlemi gerçekleştiğinde satıcı ürünün tedarikçisini otomatik olarak bilgilendirir ve tedarikçi yukarıda bahsi geçen tüm süreçleri gerçekleştirir. Kısaca dropshippingin çalışma prensibi ile ilgili görseli aşağıda bulabilirsiniz.

    Dropshippinge Başlama Rehberi

    Dropshipping işine başlamak için çok fazla sermaye ihtiyacının olmamasından dolayı, işin popüleritesi artıyor ve bir çok kişi perakendeci olarak bu işe başlamak istiyor.

    Riskler de göze alındığında, birçok işgücü ile ilgili konuları delege ederek tedarikçiye yaptırmak, stoksuz çalışmak, nakliye ve kargolama işlerini kendiniz yapmamanız ve bunların sonunda da kar elde edebilmek bir çok girişimcinin gözünde dropshipping işini cazip hale getiriyor.

    Dropshipping olayı ile ilgili olarak istatistiklere göz atalım:

    • 2016 – 2017 yılları içerisinde yapılan çevrimiçi satışların yaklaşık % 23’ü dropshipping yöntemi ile gerçekleştirilmiştir.
    • Amazon dahi 2011 yılı satışlarının % 34’ünü dropshipping yöntemi ile gerçekleştirdi ve bu rakamlar gün geçtikçe artıyor.
    • Son yapılan araştırmalar dropshipping perakendecileri ile iş yapan üreticilerin geleneksel kanallara olan güvenenlerden % 18 daha fazla kar ettiklerini göstermektedir.

    İnternet tüm dünyada milyarlarca insana ulaşırken, dropshipperlar erişimlerini hızlıca genişletebilmektedir. Doğal olarak da hızlı bir şekilde gelirlerini arttırma şansına sahip olabileceklerdir.

    Basit bir şekilde söylemek gerekirse, dropshipping ile satın almada gereken tüm adımlar aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

    • Çevrimiçi platformda ürünlerinizi listeleyecek bir katalog hazırlayın.
    • Çevrimiçi platformda potansiyel müşterilerinizi bu platforma çekin.
    • Dropshipper, satılan ürün/ürünlerin listesini, isim, adres vs müşteri bilgileriyle birlikte üreticiye ya da tedarikçiye iletir.
    • Üretici, satılan ürünleri dropshipper namına müşteriye gönderir.

    Dropshipping; dropshipper ile üretici arasında uzun süreli ve büyük bir güvenli bir ortaklık gerektirmektedir.

     

    Dropshipping’in Artıları

    Dropshippinge Başlama Rehberi makalemize dropshipping artılarından bahsederek devam ediyoruz. Dropshipping’in kazançlı bir iş fırsatı olarak görülmesinin temel nedeni bu iş girişimi için büyük bir engelin olmamasıdır.

    Her küçük yatırımcı kendisine ait dropshipping şirketini kuralabilir. Bu konuda internette sitemiz de dahil yüzlerce kaynağa da ulaşabilirsiniz. Türkçe bir çok kaynak olduğu gibi İngilizce de bir çok kaynak parmaklarınızın ucunda.

    Şimdi dropshipping işinin artılarını inceleyelim.

    1. Minimum Başlangıç Sermayesi

    Alışılagelmiş e-ticaret mağazalarının aksine ürünlerinizi depolamak için fiziksel bir depoya ihtiyacınız bulunmamaktadır. Dropshipping işini kendi websiteniz üzerinden yapmak istiyorsanız; websitenizin domaini ve hostingi için ödeyeceğiniz ücretler haricinde başka bir ödemeye gerek yoktur.

    Ayrıca, gönderim süreleri, maliyetleri ve süreleri sizin öncelikli olarak endişeleneceğiniz konular arasında yer almamaktadır.

    2. Minimum Sipariş Gerçekleştirme Maliyeti

    Ürünün tedarik edilmesinden, paketlenmesinden ve teslimatından siz sorumlu olmadığınız için tüm bu süreçler esnasında ortaya çıkacak maliyetler için endişelenmenize gerek yoktur. Müşterinin siparişlerini üçüncü bir taraf üreticiye yönlendirdiğinizde sizin işiniz bitmiş demektir.

    Tedarikçi ya da üretici; siparişin müşteriye ulaşımına kadar olan tüm süreçten sorumlu olacaktır. Sizin için en önemli konu müşterinin ürünü alıp almadığıdır.

    3. Düşük Risk ve Esneklik

    Ürün stoğu ile uğraşmadığınız için doğal olarak riskleriniz azalacaktır. Yüksek ölçeklendirme potansiyeli ile birlikte daha kapsamlı ürün yelpazesi sunabilirsiniz.

    Örnek olarak vermek gerekirse; diyelim ki fiziksel mağazanızın olduğu ve stok tutmak durumunda olduğunuz bir işletme türünü hayal edelim. Diyelim ki kapitalinizin yarısı ile bir telefon kılıfı satın aldınız ve deponuza kaldırdınız. Bu telefon kılıfları satana kadar yeni ürünleri satışa sunmak için esnekliğiniz olmayacaktır. Bu ürünlerin satışını yapamamanız durumda zarar etme riski ile karşı karşıya kalacaksınız. Bu durumda ürünleri ya maliyetine ya da zararına satışı gerçekleştirerek yeni ürün satın alma ve satışı için eyleme geçebileceksiniz.

    Dropshipping yönteminde ise; eğer ürün satılmazsa bu işten para kaybetmeden başka ürünler ile yelpazenizi gerçekleştirebilirsiniz.

    Ürünlerin stoklanması için para ödemeyeceğiniz için, elinizin altında her zaman nakit para olacaktır. Bu nakti reklam bütçesi olarak kullanıp işinizi büyütme olanağına ve esnekliğine sahip olacaksınız.

    4. Daha Kolay Pivot Etme (Çapraz Geçiş)

    Mevcut ürün yelpazenizden hedeflediğiniz satışları ya da karları elde edemediğiniz durumda kolaylıkla başka bir niş alana geçiş yaparak yukarıda bahsettiğimiz gibi ürün ya da ürün çeşitlerinizi değiştirebilirsiniz.

    Dropshipping’in Eksileri

    Her iş modelinde olduğu gibi dropshipping modelinde de dezavantajlar yer almaktadır. Dropshipping de bu durumdan muaf değildir.

    Şimdi de dropshipping’in eksilerini inceleyelim:

    1. Ortaklara Aşırı Güven

    Yukarıda bahsettiğimiz artıları elde etmek için her zaman ortaklarınıza aşırı olarak güvenmek zorundasınız.

    2. Siparişin Teslimatında Sınırlı Kontrol

    Sipariş tedarikçi tarafından teslim edileceğinden dolayı, ürünü ön görülen sürede teslim etmek tamamen iş ortaklarınızın insiyatifinde olmaktadır. Ürünün zamanında teslim edilememesi durumunda müşteri memnuniyeti azalacağından, işinize olumsuz yansıması olacaktır. Bu nedenle başarılı bir iş yürütmek için doğru çalışan ve hassasiyetlerinizi iyi anlayan iş ortakları gerektirmektedir.

    3. Müşteri Hizmetleri Eksikliği

    Dropshipping konusunda siz sadece satıştan sorumlusunuz. Ancak ürün ile ilgili bir sorun olduğunda, tedarikçi bu sorunu çözmeyi reddetmesi durumunda müşteri ile karşı karşıya kalacak taraf sizsiniz. Bu da işinizi zora sokabilir.

    4. Marka Eksikliği

    Yukarıda anlattığımız gibi, ürünün paketlemesi tedarikçi tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle marka imajınız zarar görebilmektedir. Bu riski azaltabilmek için paydaşınız ile yapacağınız anlaşmada kargolama için sizin markanızın yer aldığı paketleme malzemelerinin kullanılmasına izin verdiğinden emin olmalısınız. Bu sayede, müşteriniz ürün sizin deponuzdan gelmese bile kutudan çıkarma deneyimi esnasında ürünü sizin sattığınızı hatırlamasına yardımcı olacaktır.

    5. Daha düşük kar marjı

    Dropshipping ile kendi ürünüzü üretip satmaktan daha az kar elde edersiniz. Geleneksel bir mağaza ile aynı kar elde etmek istiyorsanız, yüksek bir fiyat ile daha fazla ürün satmanız gerekmektedir.

    Genel olarak; internet sitenize ya da sanal mağazanıza gelen ziyaretçilerin % 2’lik bir dönüşüm oranı ve % 20’lik kar oranı dönüşümü bekleyebilirsiniz.

    Bu durumda “dropshipping’den ne kadar gelir elde edebilirsiniz” sorusunun cevabını aşağıdaki formül ile hesaplayabilirsiniz. Tabii ki bu formülün metrikleri sektöre ve duruma göre değişkenlik gösterebilmektedir.

    Gelir (kar) = (Trafik x 0,02) x (Ortalama Sipariş Değeri x 0,2)

    Örnek verelim. Diyelim ki mağazanızı günlük 1000 kişi ziyaret ettiğini varsayalım. Ve ürünlerinizin ortalama satış değeri 100 TL olsun. Yukarıdaki formüle göre;

    Gelir / Gün = 1000 x 0,02 x 100 x 0,20 = 400 TL/Gün gelir elde edersiniz.

    Dropshipping Kimler için Uygundur?

    Dropshipping, her türlü yeni girişimciler, düşük bütçeli ya da henüz girişim sermayesine sahip olmayan herkes için uygun bir yoldur. Dropshippinge Başlama Rehberi makalemizde bu kısımda kimler için uygun olduğunu, kimler için uygun olmadığından bahsedeceğiz.

    Daha önceleri, bir iş kurmak için gerçekten yüksek bütçelere ihtiyaç duyulmakta idi. Bu sermayeyi elde etmek için girişim sermayesi için ya kredi çekilir ya da para sahiplerinden para istenirdi. Sonuç olarak önceleri, başlangıç sermayesi edinmek gerçekten zor ve bir işe başlamak için çok büyük bir engeldi.

    Dijitalleşme ve sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile birlikte, online bir iş kurmak hiç olmadığı kadar kolay hale gelmiş durumda. Ancak; dropshipping modeli ile başarılı olmak ve büyük karlar elde etmek uzun bir yoldur. Bu yol da sabırlı olanların çok kazanabilediği, devam ettikçe tecrübe kazananlar ve bu tecrübe ile büyüyenlerin daha fazla kar elde edebildiği bir yöntemdir.

    Basitçe söylemek gerekirse; dropshipping yöntemi aşağıda yer alanlar için uygun bir yöntemdir:

    • Yeni girişimciler
    • Sürekli işletmesini büyütmek isteyen girişimciler
    • Hali hazırda perakende işleri ile uğraşan profesyoneller
    • Hali hazırda web trafiğine sahip, bunu pazarlamaya çevirmek isteyen insanlar
    • Ek gelir arayan çalışanlar

    Şimdi bu grupları biraz daha detaylı bir şekilde inceleyelim.

    1. Yeni Girişimciler

    Dropshipping iş dünyası ile tanışmak ve ticaretin püf noktalarını öğrenmek için harika bir giriş kapısıdır. Yeni girişimcilerin, ticaret hayatında yeni kavramları öğrenirken başarısız olmaları muhtemeldir.

    Dropshipping işinde yukarıda bahsettiğimiz düşük riskten dolayı başarısız olmanın maliyeti oldukça düşüktür. Bu nedenle fiziksel satış yerine dropshipping ile başarısız olmak yeni girişimciler için daha iyi bir yöntemdir.

    Eğer daha önce hiç ticaret ile uğraşmamış yeni biri girişimci iseniz, düşük maliyetli tişörtler ile ticaret hayatına atılıp konuyu test edebilirsiniz.

    2. İşletmesini Büyütmek İsteyen Girişimciler

    Hali hazırda zaten ürün satan ve fiziksel olarak bu ürünleri depolayarak satan bir girişimci iseniz, dropshipping modeline geçiş sizin için uygun bir yöntem olabilir.

    Bu senaryoda, bir çok ürünün stoklarını boşaltarak onların yerine dropshipping modeli ile ikame etmek gayet mantıklı ve uzun vadede sürdürülebilir ve oldukça karlı bir model haline gelecektir.

    3. Kısıtlı Bütçeli Girişimciler

    Yatırım yapmak için kısıtlı bütçesi olan girişimciler için dropshipping mükemmel bir modeldir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi neredeyse sıfır bütçe ile bu işe başlayabilirsiniz.

    4. Perakende ile Uğraşan Profesyoneller

    Şöyle bir senaryo ile örnekleyelim. Hali hazırda perakende işi ile uğraşıyorsunuz ve pazarlama için yeni bir ürünü piyasaya sürmek için tereddüt halindesiniz. Bu ürünü satış için yüksek miktarda ürünü depoya çekip depo maliyetine katlanmak ve yatırım riskini göze almak zorundasınız.

    İşte bunun için en iyi test yöntemi dropshippingtir.

    Dropshipping ile ihtiyacınız olan doğrulamayı yapmak için neredeyse sıfır maliyet ile gerçekleştirebilirsiniz. Dropshipping ile satış sonrasında müşterilerden alabileceğiniz geri dönüşler ile ürün satışına karar verebilirsiniz. Müşterilerden gelen geri dönüşlerin pozitif olduğu durumlarda bu ürüne yatırım yapabilirsiniz. Olumsuz olduğu durumlarda ise yatırımdan vazgeçebilirsiniz.

    Her iki durumda da büyük bir deneyim kazanacaksınız.

    5. Ek Gelir Arayan Çalışanlar

    Pasif gelir ya da ek gelir arayanlar için online para kazanmak için dropshipping mükemmel bir yoldur. Mevcut işinizi etkilemeden çok fazla zaman harcamadan pasif gelir etmeniz mümkündür.

    Dropshippinge yeni başlayanlar öncelikle, ürünün pazarlaması, potansiyel kaliteli tedarikçilere erişim gibi konularda zorluklar ile karşılaşabilirler. Ancak işin pratik yöntemlerini öğrendiklerinde dropshipping iyi bir ek gelir olacaktır.

    Dropshipping için Satacak Ürün Bulmak

    Dropshipping oldukça kolay ve anlaşılabilir bir iş modelidir. Doğru tedarikçiler ile yapılacak ortaklıklar, doğru ürün ve sabır ile başarıya ulaşmak mümkündür.

    Doğru ürün niş kategorisi seçimi, sizlere yardımcı olacaktır. Markalaşmak adına belirli kategorilere odaklanmak ve özel bir gruba hitap etmek işinizi kolaylaştıracaktır. Örneğin; ses görüntü teknolojisi meraklıları, vücut geliştiriciler gibi.

    2020 yılındaen popüler dropshipping niş fikirlerinin bir listesini aşağıda bulabilirsiniz :

    • Teknoloji Kategorisi: Giyilebilir cihazlar ve aksesuarları, Sanal gerçeklik cihazları
    • Yaşam Kategorisi: Akıllı ev cihazları, iç mekan bahçe ekipmanları
    • Moda Kategorisi: Hasır şapka, yeni trend tokalar gibi.

    Bu konulardan farklı olarak aşağıdaki dropshipping için ürün seçimi kriterlerini de dikkate almalısınız.

    1. Fiyat

    Dropshipping iş modelinin başarısı, seçilen ürünün satış fiyatı ile doğrudan ilgilidir.

    Düşük satış fiyatı satış miktarını arttırsa da kar marjı düşük kalacaktır. Yüksek fiyat seçimi ise müşterinin satın alması için gerekli motivasyonu sağlamayacak olmasına rağmen kar marjını arttıracaktır. Yani fiyat politikasını belirlemek için bir denge kurmak zorundasınız.

    2. Boyut

    Bir ürünün boyutu ve ağırlığı, ürünün satış fiyatını tahmin ettiğinizden daha fazla etkilemektedir. Daha geniş ve ağır ürün:

    • Daha fazla paketleme ücretine,
    • Daha fazla kargolama maliyetine sebep olmaktadır.

    Bu nedenle, öncelikle daha küçük ürünler ve daha az kar marjına razı olmak mantıklıdır.

    3. Çapraz Satış

    Ürünlerin çapraz satışına olanak veren niş ürünleri seçmek kar marjını artırmak için güzel bir yoldur.

    Çapraz satışa bir örnek vermek gerekirse; bir ayakkabı ile birlikte ayakkabı bağı satmayı örnek olarak gösterebiliriz. Bu tekniğe uygun niş ürünleri seçmek kar marjınızı hatrı sayılır şekilde artırabilecek bir yöntemdir.

    4. Yenilebilirlik

    Ürün satışı için mümkün olduğu kadar uzun raf ömrüne sahip ürünleri seçmeniz gerekmektedir. Ürününüz dayanıklı bir ürün değilse müşteri tarafından değiştirme ihtiyacı doğabilmektedir.

    Bozulacak ya da değiştirme ihtiyacı doğabilecek ürünlerden kaçınmanızı öneririz.

    Kaçınmanız Gereken Dropshipping Hataları

    Yüksek kar beklentisine sahip dropshipperlar dropshipping’den en başından itibaren daha fazlasını beklemeye başlarlar. Yüksek ve hızlı sonuç beklentisi mutlaka hataya neden olmaktadır.

    Dropshipperlar tarafından yapılan ortak hataları aşağıda bulabilirsiniz:

    1. Satıcılara Aşırı Güven

    Dropshipping için ortaklık yaptığınız satıcıya aşırı güven sürdürülebilir bir iş modeli için sağlıklı bir yaklaşım iyi değildir. Satıcı ile açık ve net normlar üzerinde anlaşmanız, belirlenen normların ihlali durumunda hangi sonuçların uygulanacağı netleştirilmelidir.

    Ayrıca, tek bir satıcıya güvenmeniz önerilmemektedir. Alternatifsiz çalışmak tıkır tıkır işleyen işinizin aksamasına sebep olabilecektir. Satıcı aniden sınırlı sayıda satış yapmanızdan dolayı size tedarikten vazgeçebilir ya da bunu engellemek için de fiyatları tahmin ettiğinizden fazla bir seviyeye çıkarabilir. Tek tedarikçiniz varsa bu fiyata uymanız ve kar marjınızı düşürmenize sebep olacaktır.

    Satıcılarınız sizinle aynı hassasiyete sahip olmak zorunda. Eğer sizinle aynı ciddiyete sahip olmazsa işinize zarar verecektir. Bu konu aşırı güvenden kaynaklanacak olup; bunu sıklıkla kontrol etmeli ve kaliteden ödün verilmediğinden emin olmalısınız.

    2. Kolay Kar Beklentisi

    Dünyada bedava yemek yok. Kolay kar beklenitisi de buna dahildir. Geleneksel bir perakendeciliğe göre dropshippingde belirli avantajlardan yararlanabilseniz de yoğun bir rekabet sorunuyla karşı karşıya kalmanız da gerekecektir.

    Dropshippingde de ticarette de yalnız değilsiniz. Yapmış olduğunuz satışlardan olumsuz geri dönüş almadan, müşterilerinizi rakiplerinize kaptırmadan bu süreci nasıl yöneteceğiniz ve yaptığınız işe nasıl değer katacağınıza odaklanmalısınız. Ve sürekli sürecinizi iyileştireceğinize kafa yormalısınız. Bu nedenle kolay para beklentisi işinize zarar verebilir.

    3. Tanıtım Faaliyetlerine Yatırım Yapmamak

    Dropshipping de tüm diğer ticari faaliyetler gibi hedef kitlenize ulaşmak için tanıtım gerekliliği olan işlerden birisidir. Müşterilerinize ulaşmak ve satışlarınızı arttırmak için ihtiyacınız olan ilk şey tabii ki görünür olmanızdır. Bu nedenle, tanıtım faaliyetlerine yatırım yapmak zorundasınız.

    Marka bilinirliği çok önemlidir. İşletmenizi, iş modelinizi ve ürünlerinizi agresif olarak tanıtmak zorundasınız. Marka bilinirliğinizi arttırmak amacıyla; ürün ambalajlarında markanızın, adresinizin olduğundan emin olun. Ayrıca, ürün ile birlikte portföyünüzü de kargoya dahil edebilirsiniz.

    Satış sonrası müşterinize mail yoluyla bir teşekkür notu iletebilirsiniz. Ayrıca müşterilerinizden geri dönüş almayı da ihmal etmeyiniz. Özellikle zincir indirim kuponları ile bir sonraki satışlarınızı da teşvik etmeniz marka bilinirliğinize katkı sunabilecektir.

    4. Yetersiz Ürün ya da Sipariş Bilgisi

    Satmış olduğunuz ürün hakkındaki tüm detayları müşterileriniz ile paylaşmalısınız. Bundan kaçınmak, müşterilerinizin beklentilerinden farklı bir ürün satın almasına, aldığı üründen memnun olmamasına sebep olur. Bunun sonucunda da aynı müşterinin tekrar sizden alışveriş yapmamasına sebep olacaktır. Bunun da ötesinde, memnun olmayan müşterinin gerek ürün yorumları ile, gerek çevresindeki insanları etkilemesi ile yeni müşterilerin gelmesine de engel olacaktır.

    Müşteri deneyimini etkileyebilecek bazı etmenleri aşağıda bulabilirsiniz:

    • Yanlış adrese teslimat
    • Yanlış ambalaj seçimi
    • Yanlış ya da hatalı ürün teslimatı
    • Doğru ürünün yanlış miktarda teslimatı
    • Siparişte belirtilen özellikte olmayan ürün teslimatı
    • Kırık ya da bozuk ürün teslimatı

    Yukarıda belirtilen hususlar, ürünü satın almış müşterilerin iyi bir alışveriş tecrübesi edinmesinde en büyük engeldir. Bunların gerçekleşmesi mutsuz müşterilere sebep olacak ve bu müşterilerin alternatif satıcılara yönelmesine sebep olacaktır.

    5. Telif Hakkı / Ticari Markalı Ürünlerin Satışı

    İlgili firmalardan ya da telif hakkına sahip şirketlerden önceden izin almaksızın, marka malların satışından kaçınmak en önemli konudur.

    Hiç beklenmediğiniz bir anda, aşırı derecede zaman alıcı ve yüksek maliyetli olabilecek bir ticari hak ihlali davası ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

    Bu hataları önlemek amacıyla, yasal durumlarda herhangi bir problem yaşamadan işinize devam edebilmek için, yeniden markalanabilen ve yeniden satılabilen “White-label” ürünleri satmanız önerilir.

    6. Uygun İade Politikası Oluşturmamak

    Satmış olduğunuz ürünlerin iadesi ile ilgili doğru bir iade politikası oluşturmazsanız müşterileriniz ile ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Pazarda çok fazla ürün çeşitliliği varsa, kararsız müşteriler sipariş verdikten sonra dahi farklı bir ürün ile değişim isteyebilirler. Bir sipariş iade edildikten sonra, dropshipping için üreticiler hızlı geri ödeme sunabilmelidir.

    İyi bir iade politikası sizi diğer satıcıların önüne geçirebilecek etmenlerden biridir. Ayrıca satış sitenizde, mutlaka müşterinin ürünü nasıl iade edeceğine ve geri ödemeyi nasıl yapacağınıza dair net talimatları eklemek çok önemlidir.

    Bu süreci ciddiye almamak, müşterilere çok fazla sıkıntıya sebep olmaktadır. Uygun bir iade politikası sağlayarak bundan kaçınmak, dropshipping işinizi daha sorunsuz bir şekilde işletmenize yardımcı olacaktır.

    Dropshipping için Doğru Tedarikçiyi Bulmak

    Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, doğru tedarikçinin seçimi dropshipping modelinin en temel ve en önemli çarkıdır.

    Aşağıda yer alan işlevler için tedarikçinize güvenmeniz gerekmektedir :

    • Ürünlerin stoklanması
    • Adrese teslimat
    • Malların doğru bir şekilde taşınması

    Tedarikçi ile müşteri bilgilerini ve sipariş için gerekli ürün bilgilerini tedarikçiye iletmenizin yeterli olması gerekmektedir. Bu konuda tedarikçi ile tam anlaşma sağlamış olmalısınız. Bu noktadan sonra, yukarıdaki işlevlerin yerine getirilmesi için gerekli tüm alt yapıyı tedarikçinin yerine getirmesi beklenmektedir.

    Bu nedenle, doğru tedarikçi ile çalışmanız gerçekten çok önemlidir. Tedarikçi ile ortaklık kurarken nelere dikkat etmelisiniz? Temelde 4 nedeni birlikte inceleyelim:

    1. Teknoloji Bilgisi olan Bir Tedarikçi Bulun

    Dropshipping için teknoloji bilgisi olan bir tedarikçi günümüz koşullarında artık ön koşuldur. Dropshipping tedarikçinizi seçerken, mevcut dropshipping modeline ayak uyduracak teknoloji bilgisine ayak uydurabilecek bir tedarikçi seçmelisiniz.

    2. Tedarikçi Dakik Olmalıdır

    Ürünü zamanında göndermek bu iş için çok önemlidir. Ürünleri 1-2 gün içerisinde teslim etmeyi başarırsanız mükemmel bir seçim olacaktır.

    Hızlı teslimat ya da dakik sipariş teslimatı sizi rakiplerinizin önüne geçirecek önemli etmenlerden birisidir. Eğer ki ürünlerinizin teslimatı uzun sürecek olursa, müşterileriniz rakiplerinize geçmek konusunda çok fazla düşünmeyecektir.

    Tedarikçinin dakikliğini anlayabilmek için anlaşma öncesi, test siparişi verebilirsiniz.

    3. Deneyimli ve Dinamik Bir Ekibe Sahip Tedarikçi Bulun

    Ürün teslimatını hep bahsettiğimiz gibi siz yapmıyorsunuz. İşletmenizin olumlu bir imaja sahip olacağından emin olmalısınız.

    Deneyimli ve dinamik bir ekibe sahip bir tedarikçi ile bu konudaki tüm riskleri bertaraf etmeyi başarabilirsiniz.

    4. Kaliteye Odaklanan Bir Tedarikçi ile Anlaşın

    Geleneksel e-ticaret işlerinde olduğu gibi, dropshipping işleri de ürünün kalitesine bağlıdır. Kalite, ürün tedarikçisini seçerken en fazla dikkat etmeniz gereken konuların en önemlisidir.

    Genel olarak aynı ürün için; tedarikçiler arasında ciddi fiyat ve tedarik zamanı farklılıkları yer almamaktadır. Ancak tedarikçiyi seçerken kaliteyi ön plana çıkaran tedarikçi sizin için de ön plana çıkmalıdır.

    Doğal olarak, müşteriler verdikleri para karşılığında gerçekten karşılığını alabilecekleri değeri isterler. Bu nedenle kaliteden asla ödün vermeyen tanınmış bir tedarikçinin seçimi size aşağıdaki maddeleri sağlayabilecektir :

    • Düşük iade oranı
    • Düşük sipariş iptal sayısı
    • Yüksek müşteri memnuniyeti
    • Yüksek müşteri yaşam boyu değeri

    Şimdi asıl soru şu olacaktır. İş dünyasında muhtemelen binlerce tedarikçi yer almaktadır. Peki en uygun tedarikçiyi nasıl belirleyebilirsiniz.

    Bu süreci de yine internet üzerinden yönetebilirsiniz. İnternette bulunan ve genellikle niş konularda kategorize edilmiş güvenilir tedarikçi veritabanları mevcuttur. Worldwide Brands bunlara verilecek güzel örneklerden bir tanesidir. Bu dizin sunulan tedarikçilerin yasal olmasına dikkat etmektedir.

    Yukarıda örnek verdiğimiz ya da başka sitelerden tedarikçi seçimini yaptınız. Sıra değerlendirmeye geldi. Peki nasıl değerlendireceksiniz? Tabii ki dropshipping için seçeceğiniz tedarikçiye birkaç soru sorarak cevapları ile değerlendirmenize katkı sağlayın.

    Dropshipping tedarikçi seçimi için; sorabileceğiniz bazı örnek sorular aşağıda yer almaktadır:

    • İade politikanız var mı? Varsa iade politikanız neleri içerir?
    • Gelecek dönem için nasıl bir fiyat dalgalanması beklenmektedir?
    • Ürünler için garanti süresi var mıdır? Varsa ne kadardır?
    • Ücretsiz teslimat şartları neleri içermektedir?
    • Ürünler için kişiselleştirme ne düzeyde gerçekleşebilir?
    • Fiyatlandırmada esneklik ne düzeydedir? Fiyatlar için pazarlık payı var mıdır?

    Yukarıdaki soruların cevapları beklentilerinize uygun olması halinde, iletişimi bir sonraki aşamaya geçirebilirsiniz.

    İdeal tedarikçi aranırken, kurnaz satıcılar tarafından avlanmamak da önemli bir husustur. İletişim sürecinde, meşru bir tedarikçi ile bağlantıda olduğunuzdan emin olmalısınız.

    Bundan emin olmak için birçok gösterge yer almaktadır. İlk olarak tedarikçinin kayıtlı adreslerini kontrol etmeli, online kontroller gerçekleştirebilirsiniz. Bu tarz kontroller söz konusu tuzaklardan kurtulmanıza olanak sağlayacaktır.

    Dropshipping İşinizi Nasıl Çalıştırırsınız?

    Dropshipping işinizi yapmak için yukarıda bahsettiğimiz birçok araştırmayı gerçekleştirip, doğru ürün ve doğru tedarikçiyi bir araya getirerek başladınız.

    Artık, dropshipping mağazanızı işletme zamanı geldi. Süreç içerisinde, SEO, görünürlük, ürün kalitesi, geri ödeme, değişim ve daha bir çok konu hakkında endişelenmeniz gerekecektir.

    Şimdi bu konuları biraz inceleyelim:

    1. Dropshipping Mağazanızı Tanıtma ve Pazarlama

    Bu konuda da çok fazla rekabet olmasından dolayı, etkili bir pazarlama ihtiyacı yer almaktadır. Hedef kitlenizin rastlantı eseri sizi bulmasını beklemek yerine, ürününüzü pazarlamak ve tanıtmak daha iyi bir yol olacaktır.

    Ürününüze uygun demografik veriler ile destekli bir pazarlama faaliyeti yapmanız, doğru segmente ayırma işlemi ile hedef kitlenin belirlenmesinin ardından çeşitli aktiviteler ile pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirmelisiniz:

    • Müşteri etkileşimi
    • Marka oluşturma
    • İmaj oluşturma
    • Ürün değeri oluşturma

    Dropshipping mağazanızı pazarlamak ve tanıtmak için aşağıdakileri de içeren çok sayıda kanal bulabilirsiniz:

    • Sosyal Medya Tanıtımı: Mağazanızı Facebook, Instagram, Pinterest gibi sosyal medya kanallarında tanıtın. Hedef kitlenize doğrudan kişisel sosyal medya özet akışlarına ulaşmak için sosyal medya kanallarında reklam yayınlayabilirsiniz.
    • E-mail Pazarlama: En etkili pazarlama biçimlerinden biridir. E-posta pazarlaması, hoş geldiniz e-postaları ve diğer takip e-postaları göndererek müşterilerinizle etkileşime geçmenizi sağlar. Bunun dışında satış, indirim, fiyat değişiklikleri vb. konularla ilgili döngü içinde de tutabilirsiniz
    • Ücretli Reklamlar: Yukarıda da belirttiğimiz gibi, dropshipping mağazanızı doğrudan hedef kitlenizie tanıtmak için ücretli reklam kampanyaları yayınlayabilirsiniz. Sosyal medya reklamlarından Google Ads’e kadar, ortada birçok seçenek vardır.

    2. Stok Kontrolü

    Ana iş modelinde stok gerektirmese de, ürünlerin sizin markanız ile satılacağından dolayı tedarikçi deposunun kontrolü önemli bir konu haline gelmektedir.

    Bu konuda tedarikçinin stoklarının kontrol edilmesi aşağıdaki faydaları sağlayacaktır:

    • Müşteri siparişinden sonra hoş olmayan sürprizleri engeller
    • Zamanında yeniden sipariş vermenize yardımcı olur
    • Müşteri deneyimini geliştirir.

    3. Etkileyici Müşteri Hizmeti

    Yapılan araştırmalar göstermektedir ki bir çok şirket müşteri hizmetleri ile rekabet edeceğini göstermektedir.

    Her boyutta şirket ve işletme arasında büyük rekabetin olmasından dolayı aslında bir çok hizmet konusunda bir standartlaşma gerçekleşmiştir. İşletmeler arasında farklılaşma adına önemli faktör müşteri desteği olarak karşımıza çıkmaktadır.

    İyi bir müşteri desteği sağlamak için kullanılabilecek ortak platformları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    – Telefon

    – Sosyal medya platformları

    – Elektronik postalar

    – Canlı sohbetler

    4. Ürün Değişim ve İade Politikası

    Ürün değişimi ve geri ödeme politikanız çok önemli bir konudur. Bu sizin işletmenizin müşterileriniz için temas noktasıdır. Bu politikanın doğru bir şekilde kurgulanması büyük önem arz etmektedir.

    Unutmayın, sosyal medyanın popülerleşmesi ile iletişim inanılmaz kolay bir hale geldi. Sosyal medya vasıtasıyla işletmeniz büyük övgüler alabilecekken çok büyük yergiler ile de karşı karşıya kalabilir. Çevrimiçi itibarınız çok önemlidir, bir kez olumsuz bir deneyim ile karşılaşırsanız bunu düzeltmek hem çok uzun zaman alır hem de maddi olarak da hasara yol açabilir.

    Müşterilerinizin iyi niyetini kazanmak için şikayetlerine ve iade konusunda politikalarınızı düzgün bir şekilde dizayn etmek ve müşteri beklentilerini merkeze almak çok önemlidir. Yüksek müşteri yaşam boyu değerine sahip olmak her zaman önemlidir.

    Dropshipping ürünlerinin iadesi, geleneksel bir elektronik ticaret sisteminden biraz farklılık göstermektedir. Burada iş size düşmektedir. Ürünü müşteriden doğru bir şekilde almak, geri ödeme yapmak ve bu ödemeyi tedarikçiden talep etmek gerekmektedir.

    Bahsettiğimiz noktalar, dropshipping işini iyi yapmak için gerekenlerdir. Ancak bunlar yapılacak işlerin tamamı değildir. Ürünlerinizi, müşterilerinizin beklentilerini takip etmek işletmenizin ayakta kalmasına yardımcı olacaktır.

    Dropshipping İşletmenizi Nasıl Büyütürsünüz?

    Aklınızdan çıkarmamanız gereken öncelikli konu, dropshipping modeli yavaş büyüyen ve ataleti olan bir iş modelidir. Kısa zaman içerisinde yüksek hızlı büyüme, büyük kar marjı beklentileri hiçbir zaman gerçekçi değildir.

    Dropshipping temelli iş modelinin kar getiren bir işletmeye dönebilmesi için uzun vadeli yatırım gerekmektedir. Ancak bu iş ve işlemler günler boyunca uğraşacağınız ve diğer tüm işleri bırakmanız gereken bir iş olduğunu anlamına gelmemektedir.

    Aşağıda yer alan önlemleri almak, dropshipping işinizi daha kolay büyütmenize yardımcı olabilecektir:

    1. Çoklu Satış Kanalı Kullanın

    Eski bir atasözünden yola çıkarak tüm yumurtalarınızı tek sepete koymayın. Türkiye için kendi e-ticaret sitenizin yanında, hepsiburada, n11, gittigidiyor ve trendyol gibi kanallarda yer almaya çalışın. Bu sayede ulaşabileceğiniz müşteri sayısı artacaktır. Burada dikkat etmeniz gereken ise; bu sitelerin komisyon oranlarının farklılığından yola çıkarak farklı fiyat uygulamanız biraz kafa karıştırabilir.

    Ayrıca, burada dikkat etmeniz gereken diğer bir husus da en fazla satışı gerçekleşen ürünlerin tedarikçiniz tarafından stoklandığından emin olmalısınız. Satışların trendine göre gerekirse, ürün tedarikçisi ile iletişime geçmeli ani satış rakamlarının yükselmesine karşı hazırlıklı olmasını talep etmelisiniz. Stoğun yeterli olmaması durumunda, çevrimiçi mağazalardan yapılan siparişlerin gecikmesine sebep olur bu da doğal olarak işletmeniz için olumsuz yorum olarak geri dönecektir.

    2. Dropshipping Mağazanızı Kurun

    Birden fazla kanal kullanmak kesinlikle kar marjının artmasına yardımcı olurken, marka imajınızı geliştirmek için de kendi mağazanızı da açmak oldukça önemlidir.

    Kendi dropshipping mağazanızı açmanızın birçok avantajı yer almaktadır. Örnek vermek gerekirse;

    • Kendi websitenizin kullanıcı arayüzü üzerinde daha fazla kontrol,
    • Stoklama, pazarlama ve ürünler üzerinde daha fazla kontrol
    • İndirimler ve paket satışlarda daha iyi ve farklı karar verme şansı
    • Marka konumlandırma ve marka görünürlük konusunda daha fazla kontrol,

    Kendi e-ticaret mağazanıza sahip olmak, pazaryeri sitelerinde ürünlerinizi sergilemek için bu sitelere komisyon ödemek zorunda olmayacağınız anlamına da gelmektedir. Sonuç olarak, kendi mağazanız üzerinden yapmış olduğunuz satışlarda kar marjınız artacak ve daha yüksek gelire dönüşecektir.

    Kendi e-ticaret sisteminizi kurmak için ücretli ve ücretsiz bir çok alternatif araç yer almaktadır. Bunlar ile ilgili artı ve eksileri internet üzerinde araştırarak karar verebilirsiniz.

    3. Email Pazarlamadan Yararlanın

    Elektronik posta pazarlaması en yüksek yatırımın geri dönüşü (ROI) oranına sahip etkenlerden birisidir. Yapılan araştırmalari her 1 dolarlık doğru elektronik posta pazarlama yatırımının geri dönüşünün 32 dolar olduğunu göstermektedir.

    Bu da dropshipping işletmenizi büyütmek için neden elektronik posta pazarlama stratejisine sahip olmanız gerektiğinin cevabıdır.

    Bu stratejiye başlamak için, bir elektronik posta listesi oluşturmanız gerekmektedir. E-posta pazarlamasının en iyi yanı e-postalarınızı almak için isteklilerin olabileceğidir. Bu da potansiyel müşterileriniz ile iletişim kurmanın en maliyetsiz ve doğrudan yoludur. Potansiyel müşterilerinizin elektronik posta adreslerini toplamak için onlara öncelikle ücretsiz birşeyler sunun.

    Elektronik posta listenizi oluşturduktan sonra, kitlenizi rahatsız etmeyecek sıklıkta ve düzenli olarak mağazanızdan satın almaya yönlendirecek elektronik postalar sunun, indirimler ya da indirim kuponları ile onları motive edin.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi göndereceğiniz elektronik posta sıklığına dikkat edin, yoksa potansiyel müşterilerinizin abonelikten çıkmalarına sebep olabilirsiniz.

    4. Reklamlar için Doğru Kanalları Kullanın

    İşletmenizi büyütmek için uygun reklam kanalları ile reklam vermek doğru yatırımlardandır. Ancak pazarlama bütçenizi ayarlamadan önce, uygun bir pazar araştırması yapmanız önemlidir. Websitenize müşteri ziyaretlerini üst düzeye çekmenize yardımcı olacak doğru reklam kanallarını belirlemeniz gerekmektedir.

    Fiziksel bir mağazanızın olmadığı, dropshipping işletmeniz için tıklama başı ödeme yapabileceğiniz çevrimiçi reklam kanallarını kullanmanız doğrudur. Sattığınız ürünün hitap ettiği demografik yapıyı göz önüne alarak, Google Adsense, Facebook, Instagram ve Twitter gibi platformlarda reklam kampanyaları düzenleyebilirsiniz. Düşük trafik getirecek, websiteleri ile fayda maliyet oranını göz önünde bulundurmadan uğraşmayın.

    Google Adsense ve diğer sosyal platform reklamları optimize edilebilecek birçok aracı da beraberinde getirirler.

     

    5. Video Reklamları Kullanın

    Video reklam pazarlama müşterilerinize ulaşmanın yeni araçlarından birisidir. Doğru viral pazarlama yöntemi ile ürünlerinizi ya da markanızı tahmin ettiğinizden çok daha fazla kişiye ulaştırmanız mümkündür.

    Video reklamlarını kullanmanız için aşağıya bazı istatistikler bırakıyorum. Bence video reklamlarının neden önemli olduğuna dair önemli bilgiler içeriyor:

    • Twitter kullanıcılarının % 82’si video kullanıyor
    • Youtube’da hergün 500 milyon saatten fazla video izleniyor
    • Çevrimiçi aktivitelerin % 33’ünü video izlemek oluşturuyor.

    Video reklamlarının, ürün ve markanızın tanıtılmasının yanında, aşağıdakilerin sağlanmasına ait gücü de vardır:

    • Müşteri etkileşimi
    • Potansiyel müşterilerinizin mağazaya ulaşmasını sağlama
    • Potansiyel müşterilerinizin ürününüzü satın almasını sağlama

    Hedef kitlenize ulaşmak için videonuzu sosyal medya platformlarında, Youtube, Vine, DailyMotion gibi video streaming sitelerinde yayınlayabilir, etkileşim ve görünürlüğünüzü arttırmak için üçüncü taraf websitelerinden reklam satın alabilirsiniz

    Yeni Başlayanlar için Sorularla Dropshipping

    Dropshippinge Başlama Rehberi isimli makalemizi  dropshippinge yeni başlamak isteyenlerin aklına takılan ve sıklıkla sorulan sorulara kısa cevaplar verelim.

    S1. Dropshipping Modeli Nasıl Çalışır?

    Dropshipping modeli yukarıda da bahsettiğimiz gibi, satmak için ürün satın almayacağınız, tedarik etmeyeceğiniz, teslim etmek zorunda kalmayacağınız ancak çevrimiçi işlemler ile kar elde edebileceğiniz bir iş modelidir.

    Dropshipping alıcı ile üretici arasında bir arabulucu gibi davranmanızı gerekmektedir.

    Özetle dropshipping iş modelinde; alıcı ürünü sipariş eder, siz siparişte yer alan ürün bilgilerini ve müşterinin bilgilerini satıcıya iletirsiniz son olarak da tedarikçi ürünü müşteriye teslim eder. Bu süreçteki dropshipperin rolü ürünün tanıtılması ve pazarlamaya odaklanmaktır. Tedarikçinin rolü ise ürünün üretimi, stoklanması ve kargolanmasıdır.

    S2. Dropshippingin Faydaları Nelerdir?

    Dropshipping karlı bir iş modelidir. Bu iş modelinin en iyi yanı büyük sermaye gerektirmemesi ve stok kontolü, depo ve dükkan kirası gibi konularda yatırım yapmak zorunda kalmamanızdır.

    Bu iş modeli ile % 20-30 civarında kar marjı ve % 2-3 arasında dönüşüm oranına sahip olabilirsiniz. Bu metrikler sektöre ve koşullara göre değişiklik gösterebilir.

    S3. Dropshipping İşine Nasıl Başlanır?

    Dropshipping işine başlamak için aşağıdaki adımları takip etmelisiniz:

    • Ne tür ürün satmak istediğinize karar verin
    • Bir tedarikçi ile ortak olun
    • Pazaryeri sitelerinden birine kayıt olun ya da kendi e-ticaret sitenizi kurun
    • Dropshipping mağazanızı pazarlayın
    • Sosyal medya ya da ücretli reklam kanalları ile tanıtım yapın.

    S4. Dropshipping İşine Başlamak için Gereken Sermaye Ne Kadardır?

    Başlangıç sermayesi için çok yüksek tutarlara ihtiyaç duymayacaksınız.

    S5. Küresel Satış Yapabilir miyim?

    İnternette sınırlar yok. Evet küresel satış yapabilirsiniz. Satışlarınızı tüm dünyaya yapabilir, hiç beklemediğiniz ülkelerden müşteri edinebilirsiniz.

    S6. Çoklu Satış Kanallarını Kullanabilir miyim?

    Tabii ki kullanabilirsiniz, doğrusu çoklu satış kanallarını kullanmanız şiddetle önerilir.

    S7. Dropshipping için Kar Marjı Beklentisi Ne Olmalıdır?

    Ortalama olarak % 15-20 civarında kar elde etmeyi bekleyebilirsiniz. Ancak bu ürünlerin türüne, satış hacmine bağlı olarak değişebilmektedir.

    S8. Vergi Ödeyecek miyim?

    Satış yaptığınız ülkenin kurallarına bağlı olarak değişir. Ancak genel olarak uluslararası teslimatlar vergiye tabidir.

    S9. Kendi Sitemi Nasıl Tanıtırım?

    Websitenizi tanıtmak için çeşitli yollar vardır. Diğer websitelerinden, bloglardan ve sosyal medya platformlarından reklam satın alabilirsiniz. Aynı zamanda Youtube reklamları satın alabilir, müşteri eğilimlerini yönetmek için sosyal medya platformlarında yer alabilirsiniz.

    S10. Tedarikçiyi Nasıl Seçeceğim?

    Tedarikçiyi seçerken, teknoloji bilgisi olan, dakik ve deneyimli satış temsilcilerinden oluşan bir şirket ile anlaşmanız önerilir. Tedarikçi mutlaka kaliteyi ön planda tutma eğiliminde olmalıdır. Tedarikçi seçimi öncesinde detaylı bir inceleme yaptığınızdan emin olun.

    S11. Kendi Dropshipping Mağazamı mı Kullanmalıyım yoksa Başka Birinin Alanını mı Kiralamalıyım?

    Başlangıçta pazaryeri sitelerini kullanmak daha mantıklıdır. Ancak işlerinizi büyütmek ve marka imajını yerleştirmek istiyorsanız kendi çevrim içi mağazanıza sahip olmalısınız. Bu sayede ürünlerinizin kullanıcı arayüzü ve ekranları üzerinde daha fazla kontrole sahip olur, müşterilerinizin beklentilerini daha iyi yönetebilirsiniz.

    Q12. Yalnız Çalışabilir miyim Yoksa Bir Asistana İhtiyacım Var mı?

    Girişimin başlangıcında, işletmeniz küçük olacağı için yalnız çalışabilirsiniz. İşletmeniz büyümeye başladığında herşeyi yönetmeniz zordur. Belirli roller için sanal asistan işe almanız önerilir. Fiverr gibi sitelerden sanal asistanlar kiralayabilirsiniz.

    Özet ve Sonuç

    Bu Dropshippinge Başlama Rehberi isimli makalemiz Dropshipping iş modelini A’dan Z’ye derinlemesine inceledik. Dropshipping iş modeli yukarıda da belirttiğimiz gibi çok hızlı para kazanarak hemen zengin olmak hayali kuranlar için doğru iş modeli değildir.

    Her ne kadar bu işi yapmak kulağa kolay gelse de disiplinli çalışmayı kendinize ödev edinmelisiniz. Müşteri ve tedarikçi arasında arabuluculuk işi olmasına rağmen iyi iletişim kabiliyetleri de gerektirir.

    Kuracağınız dropshipping işletmenizin doğru bir şekilde çalışabilmesi için iş planı oluşturmalı ve bu plana sadık kalmalısınız.

    İlk girişim sermayesi, stok maliyeti veya kira bedeli olmadan, dropshipping, iş zekanızı test etmek, yeni ürünleri denemek ve ürün uygulanabilirliğini ve pazar senaryosunu ölçmesi için mükemmel bir ortam sağlamaktadır.

    İlk girişim sermayesine sahip olmayan girişimciler ve işini büyütmek isteyen hali hazırda perakendeciler için güvenli bir iş modelidir. Başarısızlık söz konusu olması halinde bile para kaybetmezsiniz. Bu durumda dahi piyasa bilgisi ve süreçler hakkında deneyim kazanmanıza yardımcı olacaktır.

    Bu makalemizi Dropshippinge Başlama Rehberi ismi ile bir e-kitap haline getirerek PDF olarak internete yükledik. Muhtemelen bu makale Türkiye’de yer alan en kapsamlı dropshipping e-kitabı olacaktır.

    Dropshipping makalemiz hakkındaki yorumlarınızı lütfen çekinmeden bize iletin. Son olarak siz olsanız Dropshipping modeli ile ne satmak istersiniz?

  • Blogunuzdan Para Kazanmak için Tüm Yöntemler

    Blogunuzdan Para Kazanmak için Tüm Yöntemler

    Bir blogu nasıl açmanız gerektiğini hali hazırda biliyorsunuz. Son bir yılınızı blog işine başlamak, doğru bir isimle yola çıkmak, iyi bir hosting seçimini yapmak ve blog markanızı oturmak için harcadınız diyelim. Sıra geldi blogunuzdan para kazanmaya. Yalnız bu cümleden anlaşılmasın ki blogunuzdan para kazanmak için bir yıl beklemeniz gerekiyor.

    Hayat boyu öğrenmemiz gereken yeni şeyler ve bu asla bitmeyecek. Öğrenmek zorundayız ve öğrendiklerimizi de hayatımıza adapte etmek durumundayız. Bunun daha basit bir yöntemi yok.

    İnternet dünyası karışık ve bilinmezler ile dolu. Google da teknolojinin ilerleme ile sürekli kullanıcı deneyimlerini ön planda tutarak algoritmasını güncelliyor. Bu yüzden her blog diğer bloglardan farklı olarak değerlendiriliyor. Özellikle de içeriklerinin özgünlüğüne bağlı olarak.

    Her blog, hatta her blogda yer alan her içerik okuyucu kitlesine bağlı olarak farklı içerik kalitesine ve yazım şekline sahiptir. Örneğin bu makalemizde kullandığımız dil ile iş fikirleri kategorisinde yer alan makalelerimizde kullandığımız dil ve terminoloji tamamen farklı. Çünkü kategorilerde yer alan hedef kitlemiz farklı.

    Tüm bunlar göz önüne alınarak dikkat edilmesi gereken şey şudur ki, blogunuzda yer alan içerikler hedef kitlenizin ihtiyaçlarını karşılamaya hizmet etmelidir.

    Bu kapsamda değerlendirildiğinde; blog yazmayı paraya dönüştürmenin her blogger için aynı yol ile gerçekleşmeyecektir. Her blogger kendi hedef kitlesine uygun bir iş modeli ve para kazanma modeli belirlemelidir.

    Doğal olarak da; blogunuzun ziyaretçilerini gözlemlemeli ziyaretçilerin davranış ve isteklerine uygun bazı yollar denenmeli ve ziyaretçilerin isteklerine en uygun yollar ile devam edilmelidir.

    Blogunuzdan Para Kazanmak

    Blogunuzdan para kazanmak ile ilgili detaylara geçmeden önce sizler ile bloga değer katmak ve sonucunda da para kazanma üzerine biraz zaman harcayalım.

    Hepimizin de gördüğü üzere, internet de dünyaya dahil. Tüm dünyada olduğu internet mecrası da oldukça çetin şartlarda ekonomik faaliyetlerini sürdürüyorlar ve inanılmaz bir rekabet var. Tabii ki birçok işletme gibi internet üzerinden girişimcilik faaliyetlerini sürdürmek isteyenler için alternatif ve farklı gelir modelleri uygulamak da mümkün. İnternet üzerinden para kazanma ile ilgili birkaç gelir modelini de inceleyelim.

    Örnek vermek gerekirse; Amazon, Hepsiburada, Ebay, Gittigidiyor gibi şirketler pazaryeri oluşturarak ya da kendileri ticari faaliyetler ile para kazanıyorlar. Facebook, Google, Instagram gibi şirketler ise genel anlamda reklam satarak işletmelerine para dönüşü sağlamaktalar.

    Daha küçük perakende satıcıları ise pazaryerlerinde ticari faaliyetler ile para kazanma yoluna gidiyor. Diğer taraftan bazı hizmet sağlayıcılar da üyelik satışı mümkün bu de internet üzerinde para kazanmanın diğer yolundan birisi.

    İşin en can alıcı noktası işte burası. Aslolan ticaret. Sahip olduğunu blogunuza aynı bir işletme gibi yaklaşmalısınız. Bloggerlar ancak blogunuzun sizin bir bakkal dükkanınız ya da işletmenizmiş gibi davrandığınız zaman internet sitenizden gelir elde etmeye başlayabilirsiniz.

    Blogdan para kazanma, blog sahibine gelir elde etmek amacıyla blog içeriğini ve yayınlarını kullanmayı içerir. Blogunuzu üretim ya da satış yapan bir işletme olarak düşündüğünüzde, satış yaptığınız ya da ürettiğiniz ürün ne kadar kaliteli ise alıcılarınız da artacak ve doğal olarak da geliriniz artacaktır.

    Şimdi biraz da Bloglardan para kazanmanın neden önemli olduğunu inceleyelim.

    Blogdan Para Kazanmak Neden Önemli

    Öncelikle, blog işinden para kazanmak gibi bir niyetiniz varsa, sitemizde yer alan birçok makalede de belirttiğimiz gibi bu iş gerçekten uzun vadeli olarak düşünülmesi ve planlanması gereken bir iş. Bu hususu kesinlikle atlamayınız. Burada bahsettiğimiz uzun vade, 3-5 yıl hatta 10 yıl olarak ele alınabilir.

    En alt limit olan 3 yıl diye düşündüğünüzde; 3 yıl boyunca içerik üretimi aslında gerçekten sağlam bir motivasyonu gerektirir. Öncelikle olarak kendinize şu soruyu sormalısınız. “3 yıl boyunca blogumu aktif tutarak, içerik üretimini yapacak mıyım?”

    Cevabınız evet ise, biraz daha bu konuda konuşmaya devam edelim. Kendimin de tecrübe ettiği üzere; blogun açılıp yayına girmesinden sonrasındaki ilk 6 ay bu işin en heyecanlı kısmıdır. Ancak daha sonrasında motivasyon da düşmeye başlar.

    Burada motivasyonun düşmesindeki temel etmen bloğunuzdan henüz para kazanamamak olacaktır. Burada kendiniz için bir itici güç bulmanız gerekecek. Bunu sakın unutmayın. Doğal olarak, insanların iki yıl hiçbir getirisi olmayan bir iş için 2-3 sene beklemesi ve buna zaman ve emek harcaması biraz garip ve zor karşılanabilir.

    Bloglama işi uzun vadeli bir oyundur. Her zaman sabredenler kazanır. Bazen şöyle durumlar da çıkabilir. Bu da biraz şans biraz da girişimciliğin iletişim becerisinden kaynaklı olarak, bazı blog sahipleri ilk aydan bile bloğundan para kazanmaya başlayabilir. Bu siz değilseniz emin olun ki size de sıra gelecektir. Sabredin planlı ve programlı olarak blogunuzu geliştirmeye ve kaliteli içerikler üretmeye devam edin.

    Okuyucular

    Bazı bloggerlar, okuyucu kitlesi için belirli periyodlar ile içerik üretirler. Blogunuzun konu ve temasına göre bu bazen aylık, bazen haftalık bazen de günlük olabilir. Günlük içerik üretimi oldukça zor ve meşakkatli bir iştir. Ancak bazı durumlar bunu gerektirir. Blog işinin en önemli avantajlarından birisi de dijital içeriklerinizin pazarlaması için kullanabileceğiniz bir elektronik-posta listelerinin oluşturabilmenizdir.

    Blogunuzu kurgularken e-posta listesi oluşturmak için gerekli alt yapıyı kurmayı kesinlikle ihmal etmeyiniz. Bu sizin için önemli bir motivasyon kaynağı olacaktır. Haftalık yayınladığınız bir içeriğin, yayınlanmasının ardından yüzlerce kişinin okuması ve etkileşimde bulunması inanılmaz güzel bir duygu olacaktır.

    Peki; bu sizi yeterince motive edici bir sonuç mudur? Tahmin edilenin üzerinde ziyaretçinin de bir maliyet artışına sebep olacağını da bir kenara yazalım. Örneğin; hergün video ya da ses içeriğini bloğunuza eklemeniz bir zaman sonra sisteminiz için daha iyi bir barındırma hizmetine geçme ihtiyacı doğuracaktır.

    Kullanıcı deneyimlerine uygun içerikler üretmeniz ve buna uygun bir sistem kurmanız, okuyucuların yeni içeriklerinizde de gelmenize fayda sağlayacaktır.

    İlk aşamalarda, bloğunuzun okuyucu kitlesi tarafından keşfedilmesi zaman alabilir. Hatta kötü senaryoda hiçbir okuyucu kitlesine de ulaşamayabilirsiniz. Yukarıda bahsettiğimiz gün geçtikçe gelişen blog için bir takım yatırımlar yapmak zorunda kalacaksınız ve bu maliyetler gerçekten karşılanması gereken giderler olarak karşınıza çıkacaktır.

    Blogunuzun keşfi için bir takım pazarlama ve seo hizmetleri almak gibi yollar denemek zorunda kalabilirsiniz.

    Yeni başlayanlar için; en azından ilk altı ay yukarda bahsi geçen masrafların blog tarafından çıkarılmasını beklemek çok da yanlış bir beklenti değildir. Sabredin dahası da gelecektir.

    İki yıl, haftada sadece 1 içerik girilmiş bir blog 2 yılda 104 adet kaliteli içerik sunmuş demektir. Emin olun ki, iyi kalitede içerikler üretmişseniz eğer dolaylı ya da doğrudan bu konudan ekmek yiyeceksiniz. Bu işin uzmanı olmanızdan dolayı ya hizmet talebinde bulunulacak ya da blogunuz üzerinden para kazanacaksınız. Sadece okuyucu kitlenize bu işin uzmanı olduğunuzu hissettirin yeter.

    Örnek vermek istersek; diyelim ki siz evde doğal sabun yapımı ile ilgili bir bloga sahipsiniz ve iki sene boyunca içerik ürettiniz. Emin olun ki 2 sene içerisinde ya sabun üreticileri tarafından ya da bu işe yatırım yapmak isteyen girişim sermayesine sahip birisi tarafından iş teklifi alacaksınız.

    Niş Konuda Otorite Olmak

    Niş konu; aslında Türkçe’de Gedik konu olarak da bilinir. Genelden ziyade daha özele doğru, az bilinen ya da az ilgilenilen konular olarak tanımlayabiliriz.

    Kısaca örnek vermek gerekirse; otomobiller diye genel bir blog sitesi açtığınızı düşünelim. Ve bu blogda otomobiller hakkında çok fazla içerik üretmeniz gerçekten yetişemeyeceğiniz bir hız ile çalışmanızı gerektirir. Tek başınıza bu işin altından kalkmanız mümkün değildir ve piyasada bu kategoride yer alan çok fazla profesyonel kadroya sahip websiteleri ve bloglar var. Onlar ile yarışmaya girmeniz ve galip gelmeniz mümkünse de çok kolay değildir.

    Niş konu olarak, otomobiller yerine tek bir markanın tek bir markasına yoğunlaştığınızı düşünelim. Blog teması da bu olsun. Örneğin; Toyota Yaris diyelim. Siz 2 yıl boyunca “Toyota Yaris” modeli ile ilgili olarak her hafta farklı özelliklerini ortaya çıkarabilecek bir efor sarfedebilirsiniz. Ve 2 yıl boyunca bu içerik üretimini gerçekleştirirseniz emin olun ki o konuda otorite blog haline geleceksiniz.

    Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, niş bir konuda otorite olmak için yaklaşık 2 yıllık bir çalışma gerekecektir. Bu tek cümle ile söylemek kolay gibi görünse de aslında uzun ve yorucu bir yoldur.

    Niş bir konuda otorite sahibi olduğunuz zaman, daha önce ihtiyaçlarına karşılık bulmuş bir çok kişi, tekrar size geri gelecektir. Aynı şekilde başka bir ihtiyaç ortaya çıktığında uzmanlığınıza olan güvenden ötürü tekrar bloğunuzu ziyaret edecektir. Emin olun ki, ziyaretçileriniz de kendi tecrübelerini blog yorumlarında paylaştığından dolayı bu sıklık gittikçe artacaktır.

    Yazımızın en başında da belirttiğimiz gibi, internet üzerindeki dijital içerik üretimleri sadece kurumsal yapıların eline bırakılmış olsa idi kullanıcı klavuzlarından öteye gitmeyen içerikler insanlara oldukça sıkıcı gelirdi. Bu nedenle siz de potansiyel bir blogcu olarak gerçekten dünyaya güzel renkler katanlardan birisiniz.

    Dijital Yaşam Tarzı

    Neden blog yazarak para kazanmalıyız sorusunun bir cevabı da dijital yaşam tarzının tamamen yaygınlaşmasıdır diyebiliriz. Aslında dijital yaşam tarzının getirdiği özgürlüğün yanında bir de finansal bağımsızlık sunması diğer bir cevap olarak düşünülebilinir.

    Dijital yaşam bizi bir ofis ortamına bağlı yaşamaktan azad ediyor. Yani şöyle düşünün, blog işini bir ofise bağlı çalışmadan tüm Türkiye’yi gezerken de icra edebilirsiniz. İnternet erişimine sahip olduğunuz her noktadan işinizi gerçekleştirme şansına sahipsiniz. Üstelik sadece konum da değil, zaman olarak da bağımsızsınız.

    8-5 çalışmaktan sıkılmadınız mı? Çalışma disiplininizi oturtturduktan sonra hangi saatte çalışmaya başladığınız ve bitirdiğiniz kimin umrunda?

    Dijital yaşam tarzına gerçekten en uygun işlerden birisi blogger olmaktır. Bunun uzun bir yol olduğunu tekrar hatırlatalım. Ancak doğru bir planlama ve strateji ile bir gecede olmayacağı kesin olan blogdan para kazanma işini gerçekleştirebilirsiniz. Evet yapabilirsiniz.

    Şimdi artık gelelim asıl konumuza. Bloglama ile nasıl para kazanacağım sorunuzun cevabına.

    Blogdan Nasıl Para Kazanılır?

    Blogunuzdan para kazanmak söz konusu olduğunda; bu amaca ulaşmak için birkaç yol vardır. Ancak bunların en bilinen ve yaygın olanlarını aşağıda bulabilirsiniz:

    • Reklam
    • Satış Ortaklığı
    • Ürün Satışı
    • Sponsor İçerik
    • Hizmetler ve Danışmanlık.
      • Koçluk
      • Sanal Asistanlık
      • Antrenörlük
      • Misafir bloglama
      • Serbest çalışma

    Bu 5 gelir elde etme seçeneği, blogunuzdan para kazanmak konusunda doğrudan yöntemler olarak değerlendirilebilinir. Hizmetler ve danışmanlık altında yer alan alt başlıklar ise; gerçek işinizi potansiyel müşterilerinize tanıtmak için içerik ürettiğiniz anlamına da gelebilir.

    Şimdi yukarıdaki başlıkları biraz detaylandırarak inceleyelim.

    Satış Ortaklığı

    Satış ortaklığı konusunu daha önce duymamış olabilirsiniz. Bu işlerde yeniyseniz internet siteleri için satış ortaklığını duymamış olmanız da çok anormal değil.

    Satış ortaklığının temel hedefi; blog ya da websitenizde başka bir üretici tarafından hizmet ya da ürün için reklam yapmanız. Bu reklam karşılığında ziyaretçilerinizin bu ürünü satın alması durumunda bu satıştan para kazanmanızdır.

    Satış Ortaklığı Veren Online Siteler makalemizde bu amaca yönelik siteleri inceledik.

    Çevrimiçi yüzlerce satış ortaklığı programı sunan şirket yer alıyor. Yukarıdaki makaleden başlayarak çeşitli programları ve sizin temanıza uygun olan programa dahil olabilirsiniz.

    Doğru kurgulanmış bir sistem ile blogunuzdan para kazanmak konusunda yan gelir elde etme şansına sahip olursunuz.

    Satış ortaklığı sistemlerinin en eskisi Amazon satış ortaklığıdır. Ülkemizde de Gittigidiyor ve Kitapyurdunun satış ortaklığı yer alıyor. Bu sistemleri inceleyerek fikir sahibi olabilirsiniz. Ancak burada göz önünde bulundurmanız gereken konu yüksek fiyatlı ürünlerin satışından daha iyi gelir elde edebileceğiniz.

    Satış ortaklığı programlarını iyi bir şekilde inceleyip, birden fazla satış ortaklığı ile anlaşmanız size gelir konusunda biraz avantaj sağlayabilir.

    Reklamlar

    Blogunuzdan para kazanmak için gelir kaynaklarının en harikası elbette ki reklam yayınlamaktır. Satış ortaklığında sonuçta bir satın almanın gerçekleşmesinden dolayı biraz soğuk bakılan konuların başında gelmektedir. Ancak reklam konusu oldukça konforlu alanda yer almaktadır.

    Blog için reklam almanın en yaygın yolu Google Adsensedir. Tabii ki bu konuda da paraya dönüştürmek için hatrı sayılır bir okunma ve gezinme sayısına ulaşmanız gerekmektedir. Aslında günlük 1000 adet okunma sayısı sizin için öncelikle ek gelir olarak dönecektir. Blogunuzu popüler hale getirip büyütmeniz ile birlikte ek gelirden ana geliriniz hale getirme potansiyeliniz olacaktır.

    Adsense hem reklamverenler hem de site ve blog sahipleri için en popüler olan şirket olmasına rağmen tek değildir. Piyasada aynı mantıkla çalışan diğer şirketleri de incelemek isteyebilirsiniz.

    Adsense gibi reklam yayınlama araçları için dezavantaj sayılabilecek bir husus hangi reklamverenlerin reklamlarını yayınlamama konusunda biraz uğraşmak gerekmenizdir ki bu uğraşa değerdir.

    Son süreçlerde, Google Adsense reklamverenlerin reklamlarını doğru bir şekilde yönetmek amacıyla bir çok güncelleme ile blog ve site onay süreçlerini oldukça ince eleyip sık dokumaktadır.

    Herhangi bir sebeple adsenseden site onayı alamıyorsanız Adsense alternatiflerini inceleyebilirsiniz.

    Ürün Satışı

    Çok da detaylı bir açıklamaya gerek olmayan bir başlık. Bloggerlar kendi ürünerini kendi blogları üzerinden satış yaparak gelir elde edebilirler.

    Bu ürünler fiziksel ürünler olabileceği gibi dijital ürünler de olabilir.

    Örnek vermek gerekirse; el işi örgüler fiziksel olarak satılabilirken, bir elektronik kitap ya da bir çevrimiçi kurs dijital ürün olarak değerlendirilebilinir.

    İnternet üzerinde biraz gezinirseniz, iki türlü blog sitelerinin olduğunu ve bu şekilde para kazanma girişimlerinin olduğunu görmeniz mümkündür.

    Burada dikkat edilmesi gereken bir konuyu tekrar hatırlatmamız gerekiyor. Blog siteleri, siteye gelenlerin ihtiyaçlarını karşılamak ve sorunlarına yardımcı olmak amacıyla vardır. Doğrudan bir ürünü satmaktan ziyade, öncelikle kişilerin sorunlarına çözmek için yardımcı olacak içerikler üretmek, daha ötesi için hizmet satmak daha doğru bir yol olabilir.

    Yukarıda bahsettiğimiz, niş konusunda otorite haline geldiğinde aslında otomatik olarak o konuda marka haline gelmiş olacaktır. Aslında bu size yeni bir topluluğu da otomatik olarak oluşturmuş olacaktır.

    Ülkemizde sınırlı sayıda uygulanmış olsa da, bu topluluk için özel tişört ya da kupa yaptırıp satmak blogger için bir gelir kaynağı haline gelebilir. Bu hamle bu topluluğun ait olma hissine katkı sağlayacaktır.

    Sponsor İçerik

    Sponsor İçerik; adından da anlaşılacağı üzere bir ürün ya da hizmeti tanıtımı amacıyla blog yazısının yazılması için blog sahibine para ödendiği içerik türüdür. Blog sahibi olarak bu içerikleri siz de yazabilirsiniz ya da sizin adınıza yazılır ve bloğunuzda yayınlanması istenir.

    Bu tarz blog içerikleri genel olarak, bir ürünün ya da hizmetin incelenmesi amacıyla da olabilir. Bu tarz içerikler için hizmet ya da ürün bloggera gönderilir ve inceleme yazısı yazarak blogunda yayınlar. Doğal olarak içeriklerin hazırlanması konusunda hizmet sağlayıcının bazı koşulları sunacağı açıktır. Bu koşulları iyi incelemek daha sonra ortaya çıkacak sorunların önüne geçecektir.

    Bahsettiğimiz gibi blogunuzdan para kazanmak için geçerli yollardan birisi de sponsor içerik yayınlamaktır.

    Hizmetler/Danışmanlık

    Blog konusunda belirli bir seviyeye gelmiş bloggerlar için para kazanmanın harika bir yolu da uzman olduğu konularda hizmetler sunmak ya da danışmanlık işi yürütmektir.

    Bu tarz hizmetleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz :

    • Koçluk
    • Blog izleme
    • Sosyal medya pazarlama ve stratejisti
    • Web dizayn
    • Seo uzmanlığı
    • Sanal asistanlık

    Yukarıdaki liste size sadece fikir vermesi açısından verilmiş bir listedir. Bloglama macerasındaki uzun yolculuğunuzda bloglamanın yanında gelir elde edebileceğiniz kanalları da anlamanız açısından faydalıdır.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu yolculuk esnasında bir çok deneyim de kazanmış olacaksınız. Blog açma, organik trafik oluşturma gibi deneyimleriniz artacağından bu deneyimleri gelire dönüştürme imkanınız da olacaktır.

    Blogunuzdan Ne Kadar Kazanırsınız

    Blogunuzdan ne kadar kazanırsınız sorusunun cevabı; blogunuzun niş konusuna, harcayacağınız zamana, emeğe, özene ve oluşturduğunuz içeriklerinizin kalitesine bağlı olarak değişecektir.

    Türkiye şartları için bu gelir dağılımını şöyle yapabiliriz:

    1. Düşük Gelir : 0 – 1000 TL/Ay
    2. Orta Gelir : 1000 – 5000 TL/Ay
    3. Yüksek Gelir : 5000 TL/Ay ve üzeri

    Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; düşük gelir grubuna ait bloggerlar gelirlerini genel olarak reklamlardan kazanıyor. Genel olarak gelirlerinin % 35’i reklamlarda, % 27’si satış ortaklığından ve % 14’i ise sponsorluklu içeriklerden elde ediyorlar.

    Orta gelir aralığına sahip bloglar ise; gelirlerinin % 30’unu reklamlardan, % 38’ini ise satış ortaklığından son olarak ise % 11 kadarını ise sponsor içeriklerden elde edebiliyor.

    Yüksek gelir elde eden bloglarda ise durum tamamen değişiyor. Yüksek gelir elde etme başarısına sahip bloglar gelirlerinin % 80’ini çevrimiçi kurslardan elde etmeye başlıyor. Geri kalan gelirlerinin % 12’si satış ortaklığından olurken sadece % 3’ü reklamlardan sağlıyor.

    Tüm bunlardan hareketle; blog macerasına atmak isteyen dijital girişimci belirli bir noktaya geldikten sonra gelir elde etmenin yeni yollarını kullanarak gelir çeşitlendirmesi ile gelirlerini arttırabiliyor.

    Sonuç ve Özet

    Tüm yukarıda anlatılanlardan özetle; yukarıda bahsi geçen 5 farklı yol ile bloğunuzdan para kazanmak mümkündür. Doğru olan yol ise; bu kategorilerden hangisi ile yola çıkmak isteyeceğiniz ve yolda hangilerini uygulamak isteyeceğinizdir. ,

    Siz de bloglamaya başlamak istiyor ancak teknik konularda sıkışıyorsanız; sizlere bu konuda teknik yardımda bulunabiliriz. Sizlere anahtar teslim blog hizmeti sunabiliriz.

    Bu ve benzer konularda sizlere hizmet sağlamak istiyorsunuz lütfen bizimle iletişime geçin.

     

    Lütfen makale altına yorum yaparak, makale ve içerik kalitemizi değerlendirin. Siz blogunuzdan para kazanmak için neler yapıyorsunuz lütfen yorum altında bizler ile paylaşın.

  • İmalat Sanayinde Dijitalleşme Temalı Proje Teklif Çağrısı Yayınlandı

    İmalat Sanayinde Dijitalleşme Temalı Proje Teklif Çağrısı Yayınlandı

    Kosgeb tarafından “Kobi Gelişim Destek Programı” kapsamında Kosgeb tarafından “İmalat Sanayinde Dijitalleşme” teması ait proje destek çağrısı detayları belli oldu.

    Kosgeb tarafından yapılan açıklamada; proje çağrılarının genel amaçları aşağıda verilmiştir.

    İmalat sanayi sektöründe milli imkanlar ağırlıklı olarak dijitalleşme için;
    – Yerli ve yetkin teknoloji geliştiricisi KOBİ envanterini genişletmek,
    – İmalat sanayi KOBİ’lerinin, yerli teknoloji geliştiricilerle işbirliği öncelikli olmak üzere dijitalleştirilmiş iş süreci sayısını arttırmaktır.

    Hangi “İmalat Sanayinde Dijitalleşme Teklif Çağrısı”na Başvuru Yapılabilinir?  

    • 2020 – 01 Proje Teklif Çağrısı: “İmalat sanayi sektöründe dijitalleşme sürecine katkı sağlayabilecek yerli teknoloji geliştiricisi KOBİ’lerin desteklenmesi”

    2020-01 Proje Teklif Çağrısına aşağıdaki şartları sağlayanlar başvurabilir.

    Akıllı dijital teknolojilerle ilgili ürün ve çözüm geliştiren elektronik, bilişim, makine imalat sektörlerindeki teknoloji geliştiricisi KOBİ’ler; imalat sanayi sektörüyle ilişkili 8 dijital teknolojiden birini veya entegre çalışmak kaydıyla birkaçını birlikte içeren ürün / yazılımlarında katma değer arttırıcı iyileştirmeler yapmak ve/veya geliştirdikleri ürün / yazılımlarını ticarileştirmek için proje sunabilecektir.

    Sadece ticarileştirme (tanıtım – pazarlama – satış) amaçlı proje sunacak olanların, ürünlerini kamu desteğiyle geliştirerek başarılı tamamladıklarına veya Teknoloji Geliştirme Bölgesi ya da ArGe Merkezi projesi çıktısı olduğuna dair belge ibraz etmeleri şarttır. İş paketlerinde katma değer arttırıcı iyileştirmeler bulunan başvuru sahiplerinde ise bu belge şartı aranmayacaktır.

    • 2020 – 02 Proje Teklif Çağrısı: “İmalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lerin üretim ve ilişkili iş süreçlerinde dijital teknolojilerden yararlanma düzeyinin arttırılması”

    2020-02 Proje Teklif Çağrısına aşağıdaki şartları sağlayanlar başvurabilir.

    İmalat sanayi sektöründeki KOBİ’ler, imalat sanayi sektörüyle ilişkili 8 dijital teknolojiden biri veya birkaçını birlikte üretim ve ilişkili iş süreçlerine adapte etmek için proje sunabilecektir.

    Kobiler Hangi Konularda Proje Sunabilirler?

    1 – Büyük Verinin Analitik Yöntemlerle İşlenmesi ve İmalat Sanayinde Kullanımı

    2 – İmalat Sanayinde Nesnelerin İnterneti

    3 – İmalat Sanayinde Endüstriyel Robot Teknolojileri

    4 – İmalat Sanayinde Akıllı Sensör Teknolojileri

    5 – Yapay Zekaya Dayalı Siber Fiziksel Akıllı Fabrika Sistem ve Bileşenleri

    6 – İmalat Sanayinde Siber Güvenlik

    7 – İmalat Sanayinde Akıllı ve Esnek Otomasyon Sistemleri

    8 – İmalat Sanayinde Artırılmış Gerçeklik / Sanal Gerçeklik Teknolojileri

    ÖNEMLİ NOT : 2020-01 veya 2020.-02 proje teklif çağrılarının yalnızca biri için başvuru yapılabilecektir. Çağrı kapsamındaki uygun proje konuları içinden ise çoklu seçim yapılabilecektir.

    Teknoloji geliştiricisi KOBİ’lerin, proje konusu ürün / yazılımı kendi iş süreçlerine adapte etmek isteyen bir işletmenin Satın Alma Niyet Beyanı ile başvuru yapmaları zorunludur.

    İmalatçı KOBİ’lerin edinecekleri teknolojilerin yerli firmalardan karşılanma oranının yüksek olması durumunda, proje başvurularının değerlendirilmesinde bu durum olumlu yönde dikkate alınacaktır.

    Kimler Başvurabilir?

    Proje sunacak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanına kayıtlı ve aktif olmaları gerekmektedir.

    Destek oranı, üst limitler ve çağrı bütçesi:
    Destek oranı %60’tır. Bu oran üzerinden hesaplanacak desteğin %30’u geri ödemesiz destek ve %70’i teminat karşılığı geri ödemeli destek olarak ödenir. Geri ödemesiz destek ve geri ödemeli destek birlikte ödenir.

    Proje Teklif Çağrısı kapsamında işletme başına 300.000 TL’ye kadar geri ödemesiz, 700.000 TL’ye kadar geri ödemeli (teminat veya KGF kefaleti karşılığı) olmak üzere toplam 1.000.000 TL’ye kadar destek verilebilecektir.

    Başvuru yapılmış olması işletmeye herhangi bir hak doğurmayacaktır. Başvurular, KOSGEB tarafından belirlenen değerlendirme kriterlerine göre puanlanacak ve puan sıralamasına göre bütçe imkanları dahilinde desteklenmesi mümkün olan sayıdaki başvuru desteklenecektir.

    Proje Teklif Çağrılarına detaylı bir şekilde erişmek için tıklayınız.

    KOSGEB Veri Tabanına kayıtlı ve KOBİ Beyannamesi onaylı işletmeler, Proje Teklif Çağrılarını inceledikten sonra www.kosgeb.gov.tr adresinde sağ üst menüde yer alan “E-hizmetler” linkini tıklayıp işletme yetkilisinin e-devlet şifresiyle KOBİ Bilgi Sistemine girerek başvurularını oluşturabilecektir (hizmet seçim kutucuğunda KOBİGEL Destek Programı Başvurusu” hizmetinin seçilmesi gerekir).

    Proje çağrısı için başvuru sistemi 17 Eylül 2020 günü saat 23:59’da kapatılacaktır. Son başvuru tarih ve saatinden önce başvuru sahibi tarafından onaylanmayan başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

  • Viral Pazarlama Tekniği Nedir?

    Viral Pazarlama Tekniği Nedir?

    Viral pazarlama tekniği; geleneksel bir yöntem olan ağızdan ağıza pazarlama tekniğinin, marka, ürün ya da şirket ile ilgili mesajların belirlenmiş bir içerikle internet ortamında, özellikle sosyal ağlarda başka kişilere ve/veya sitelere aktarılması yoluyla yapılmasını kapsayan bir pazarlama tekniğidir.

    Herkesin bildiği ve birçok makalemizde de bahsettiğimiz gibi, geleneksel pazarlama yöntemlerinde insanlar bir hizmet ya da üründen memnun kalır. Bu memnuniyet ağızdan ağıza (kulaktan kulağa olarak da kullanılıyor) pazarlama tekniği ile geniş kitlelere yayılıyordu. Teknolojinin bu kadar yaygınlaşması ve de artık tüm müşterilerin hali hazırda internette birer kimliklerinin var olması, geleneksel pazarlama yöntemlerinin dijital ortamlara yaygınlaşmasını da zorunlu kıldı. Viral pazarlama tekniği, dijital pazarda oldukça önemli bir hale geldi. Şirketlerin dijitalleşme sürecinde müşteri hizmetlerinin bir ayağını da internet üzerinde yürütmeye başlaması ile birlikte bu mecrada gerçekleşen her hareket, viral pazarlamanın bir parçası haline geldi.

    Viral pazarlamada, üründen ya da hizmetten faydalanan nihai kullanıcılar ya da tüketiciler bu pazarlama tekniğinde aracı haline gelir. Memnuniyetleri pazarlama sürecinin gelişmesinde önemli rol oynar.

    Viral Pazarlama Nedir?

    Viral marketing ya da Viral Pazarlama kavramı ilk kez 1997 senesinde Steve Jurvetson ve Tim Draper tarafından kullanıldı. Viral pazarlama tekniği halen yeni bir pazarlama tekniği olmasından dolayı tanımı için de tam bir konsensüs yoktur. Ancak yine de yukarıda yaptığımız tanımlara en yakın olan;

    Web siteleri, mobil uygulamalar, sosyal ağlar veya kullanıcılar yoluyla, bir pazarlama mesajını başka bir web sitesi, mobil uygulama, sosyal ağ ya da kullanıcıya ulaştırmak için kullanıp mesajın etkisini ve görünürlüğünü artırmaya amaçlayan bir pazarlama tekniğidir. “

    tanımı kullanılabilinir.

    Neden Viral Pazarlama ?

    Viral pazarlama kavramı, pazarlama amaçlı kullanılan ya da verilmek istenen mesajın virüse benzer bir şekilde yayılmasından kaynaklı olarak bu şekilde isimlendirilmiştir. Dijital ortamda, sosyal ağlarda mesajlar sadece bir click ile gönderilmekte ve bu click hızı ile yayılım sağlanmaktadır. Bu da iletinin virüs gibi viral olmasını sağlayan önemli bir etkendir.

    Viral Pazarlama tekniği ile viral ismiyle anılmasının en önemli nedeni diğer müşterilere iletilmek istenen mesajın bir virüs gibi hızlıca ve engelsiz yayılması hedeflenir. Bu yayılmanın virüsten farkı ise, kullanıcıların memnun oldukları ürün ya da hizmetlerle ilgili mesajları kendi istekleriyle iletmeleridir. Viral pazarlama tekniğinde, kullanılan araçlar genelde sosyal ağlar, e-postalar ve çeşitli websiteleri ve bloglardır.

    Viral reklam kampanyasının hedeflenen sonuca ulaşması için yukarıda da değindiğimiz gibi sosyal medya ağları sıklıkla kullanılır. Bir mesajın viral olmasında başrol oynayan sosyal medya mecraları elbette ki Facebook, Twitter, Instagram, Whatsapp ve biraz daha profesyoneller için mesajın ulaşması isteniyorsa Linkedin.

    Viral Pazarlamanın Geleneksel Pazarlamaya Göre Avantajları Nelerdir?

    • Viral pazarlama yönteminde verilmek istenen mesaj çok hızlı yayılır.
    • Marka, hizmet ya da sunulmak istenen hizmet için algı oluşturulur.
    • Çığ etkisine sahiptir. Çok hızlı büyür.
    • Son kullanıcılar, farkında olmadan aracı olarak mesajın taşınmasında rol oynarlar.

    Başarılı Viral Pazarlama Tekniği ile Viral Pazarlama Nasıl Yapılır?

    Başarılı bir viral pazarlama yapmak istiyorsanız öncelikle bir stratejinizin olması gereklidir. Verilen mesaj hem samimi hem de gerçeklik algısını içermelidir. Viral olup, kullanıcılar tarafından taşınabilmesi için duygulara hitap etmeli ve doğru hedef kitleye ulaşması sağlanmalıdır. Viral reklam çok zaman eğlenceli mesajlar içerir ve doğrudan bir satış hedefi yoktur.

    Viral reklam sonucunda, etkileşimle birlikte hedef kitlenin izlenimleri toplanarak analiz edilir. Markanın müşterileri ile teması sonrasında müşteri geri bildirimleri alınır.

    Başarılı Viral Pazarlama Örnekleri

    Başarılı viral pazarlama tekniklerini tam olarak anlayabilmek için aşağıda yer alan reklamları dikkatlice izlemenizi ve oluşturmak istediğiniz reklam kampanyalarında da kullanmanızı öneririz. Dikkatlice izlediğinizde reklamlardan dilimize dolanan, belki de yıllardır

    Yukarıda yer alan reklamlardan farklı olarak aşağıdaki reklamı sayfamızda izlemenizi öneriyorum. Sosyal medya aracılığıyla viral olan 2009 yılında 2 gün içerisinde internet kullanıcıları tarafından dağıtımı hızla gerçekleştirilen “Eski Sevgiliye Kapak” videosu belki de haftalarca konuşulmuştu.

     

    Bütçenize bağlı olarak, siz de artık daha da gelişen video sosyal ağları ile viral pazarlama tekniği sayesinde markanızın, ürünlerinizin bilinirliğini arttırabilirsiniz.

  • We Are Social Raporuna göre Türkiye’de Kaç Saat İnternet Kullanılıyor

    We Are Social Raporuna göre Türkiye’de Kaç Saat İnternet Kullanılıyor

    We Are Social/Hootsuite’in “Digital 2020” raporundaki verilere göre, dünyada yaşayan 7,8 milyar insanın 4,57 milyarının internet kullanıcısı olduğu ortaya çıktı. Cep telefonu kullanıcı sayısının 5,16 milyar kişi ve yüzde 66 yaygınlığa ulaşmış durumda.

    We Are Social Digital 2020 Raporunda Dikkat Çekenler

    Sosyal medya kullanıcı sayısı ise son 1 yılda yüzde 8’den fazla artarak 3,81 milyara ve yüzde 49 yaygınlığa ulaşmış durumda.

    Filipinler’de günlük çevrim içi harcama 9 saat 45 dakika

    Japonya’da günlük çevrim içi harcama 4 saat 22 dakika

    2005’te 0,1 Zetabyte olan sanal evrenin büyüklüğü 2013’te 4,4 Zetabyte’a çıktı, 2020’de ise 10 kat artışla 44 Zetabyte büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

    Türkiye’de nüfusun yüzde 75,3’ü internet kullanıyor

    Türkiye’de internet kullanıcı sayısı 62,7 milyon kişiye ulaştı bu rakam ülke nüfusunun yüzde 75,3’üne tekabül ediyor.

    Bu oranın erkeklerde yüzde 81,8, kadınlarda ise yüzde 68,9’u bulmuş durumda.

    İnternette geçirilen sürenin dünya ortalaması günlük 6 saat 43 dakika, Türkiye’de ise bu süre 7 saat 29 dakika

    Dünya’da Sosyal Medya Kullanımı

    Türkiye’de 54 milyon sosyal medya kullanıcısı bulunuyor.

    Dünyada en fazla kullanılan sosyal medya platformları sırasıyla  Facebook, YouTubeve WhatsApp

    Instagram 6’ncı, TikTok 7’nci, Snapchat 12’nci, Twitter ise 13’üncü sırada yer alıyor.

    Türkiye’de internet kullanıcılarının en fazla ziyaret ettiği siteler arasında YouTube 2’nci, Facebook 3’üncü, Twitter 5’inci, Instagram 6’ncı, Netflix 16’ncı sırada yer alıyor.

    Facebook’u dünya çapında 1,95 milyar kişi, Türkiye’de 37 milyon kişi kullanıyor. Türkiye, dünya sıralamasında Facebook’un en fazla kullanıldığı 10’uncu ülke. Twitter dünya çapında 340 milyon kişi tarafından kullanılıyor, Türkiye ise yaklaşık 38 milyon kullanıcı ile dünyada 6’ncı sırada.

    Türkiye’de Instagram’ın 38 milyon, Snapchat’in ise 7,7 milyon kullanıcısı yer alıyor.

  • Google’dan  Zoom Yasağı

    Google’dan Zoom Yasağı

    Dünyaca ünlü arama motoru Google, koronavirüs (Covid-19) sebebiyle pandemi sürecinde insanlar tarafından sıklıkla kullanılan ve bir çok kesim tarafından bu süreçte tanınmaya başlanılan ve popüler olan uygulama için Zoom yasağı getirdi. Zoom video konferans yazılımını şirkette çalışanların diz üstü ya da laptop bilgisayarlarında kullanılmasını net bir şekilde yasaklayan Google, kararın sebebini ise güvenlik sebepleri olarak bildirdi.

    • Sitemizde girişimcilerin teknolojik haberleri takip edebilmesi girişimcilerin yenilik haberlerine ulaşmak için buraya tıklayınız.

    Zoom Yasağı ile ilgili olarak Güvenlik Standartlarımızı Maalesef Karşılamıyor

    Google şirketinde çalışanlar son dönemde büyük bir kullanıcı kitlesine ulaşarak en popüler video konferans uygulaması haline gelen Zoom uygulamasını kullanamayacak. Şirket çalışanlarının diz üstü bilgisayarlarında Zoom konferans yazılımını kullanmasını yasaklayan şirketin bu kararı almasının ardında, gizlilik ve güvenlik endişelerinin bulunduğu iddia edildi. Google sözcüsü Jose Castaneda ise  yaptığı açıklamada, “Yakın zamanda, güvenlik ekibimiz Zoom Desktop Client kullanan çalışanlara, güvenlik standartlarımızı karşılamadığından artık kurumsal bilgisayarlarda çalışmayacakları bildirildi.” dedi.

    Zoom, Güvenlik Açığı Hakkında Ne Dedi?

    Zoom uygulaması şu anda öğretmenler ve şirketler tarafından kullanılan en popüler video konferans uygulaması arasında yer alırken; son günlerde güvenlik açığı sebebiyle görüşmelerin ve ses kayıtlarının üçüncü taraflar tarafından da ele geçirilebildiği ortaya çıktı. Zoom yasağı ile ilgili Zoom CEO’su Eric Yuan, uygulamanın güvenlik konusunda açıklarının olduğunu kabul ettiklerini ve raporlanan her güvenlik açığının düzeltilmesi için oldukça yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi.

    Birçok kez dile getirilen Zoom’un güvenlik açıklıkları ile ilgili olarak Tooms Guide tarafından bir inceleme raporu yayınlandı. Rapora ulaşmak için burayı tıklayınız.

    Zoom Nedir?

    Zoom Video Communications, Inc., merkezi San Jose, California’da bulunan bir Amerikan iletişim teknolojisi şirketidir. Bulut tabanlı eşler arası yazılım platformu aracılığıyla görüntülü telefon ve çevrimiçi sohbet hizmetleri sağlar ve telekonferans, uzaktan çalışma, uzaktan eğitim ve sosyal ilişkiler için kullanılır.
  • Türkiye İnternet Alışkanlıkları Analizleri Arama Alışkanlıklarını Ortaya Çıkardı

    Türkiye İnternet Alışkanlıkları Analizleri Arama Alışkanlıklarını Ortaya Çıkardı

    Uluslararası Dijital Girişimcilik Derneği (UDGD) Başkanvekili Ahmet Muhammed Çalmuk, dernek olarak ‘Covid-19 ve Türkiye İnternet Alışkanlıkları Analizleri‘ çalışmasını hazırladıklarını söyledi.

    Türkiye İnternet Alışkanlıkları Analizleri Araştırmasına göre Türkiye’de yapılan en çok yapılan 10 arama şöyle gerçekleşti;

    EBA TV, La Casa De Papel, kısa çalışma ödeneği, açık kapı, Aytaç Yalman, Berat Kandili, Ziraat kredi başvuru, entübe, Halkbank kredi başvuru, ePttAVM oldu.

    Instagram’da Koronavirüs Gönderileri  

    Dernek tarafından yapılan araştırmaya göre, 17 Nisan’a kadar Instagram’da milyonlarca gönderinin;

    #koronavirüs, #covid19, #koronatürkiye ve #koronagünleri etiketi ile paylaşıldığını aktaran Çalmuk, “Instagram’da #koronavirüs benzeri etiketlerle paylaşılan gönderiler 100lerce milyon etkileşim aldı. Türkiye’de ise; #evdekal, #evdekaltürkiyem, #evdehayatvar etiketleri ile 3 milyondan fazla gönderi paylaşıldı. Bu etiketler ile yapılan gönderiler ise 145 milyondan fazla gösterim aldı” ifadelerini kullandı.

    6 Milyondan Fazla Tweet  

    Çalmuk, ayrıca Türkiye’de twitter kullanıcıları tarafından #koronavirüs ve benzeri etiketlerle 6 milyondan fazla tweet atıldığını, atılan bu tweetlerin 1 milyardan fazla tık ya da etkileşim aldığını belirtti.

    Diğer taraftan Sputniknews’te yer alan habere göre, Google Indeks’te genel olarak Covid-19 ve benzeri arama gruplarını içeren 600 milyondan fazla içeriğin yüzde 57’sinin Google kayıtlı haber siteleri tarafından üretildiğini aktaran Çalmuk, “Kovid-19 salgını sürecinde Türkiye genelinde internette yapılan en popüler ilk 10 arama; EBA TV, La Casa De Papel, kısa çalışma ödeneği, açık kapı, Aytaç Yalman, Berat Kandili, Ziraat kredi başvuru, entübe ne demek, Halkbank kredi başvuru, ePttAVM olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Uluslararası Dijital Girişimcilik Derneği – UDGD Hakkında

    UDGD, dünya arenasında filizlenen dijital teknolojilerin ve dijitalleşme kültürünün Türkiye’de faaliyet gösteren girişimcilere doğru aktarılması vizyonu ile kurulmuştur. 2018 yılında onaylanmış tüzüğüyle Dernekler Masası tarafından resmi olarak kayıtlara geçmiş bir kuruluştur. Temel ilkeleri ve faaliyet alanları “Güçlü İletişim, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilir Gelişim” olarak üç ana başlıkta toplanmaktadır. Bu çerçevede eğitim, seminer, etkinlik, kaynak üretme ve proje geliştirme süreçlerini organize etmeye devam ediyor.

  • Facebook Reklam Boykotu Değişim Getirecek mi?

    Facebook Reklam Boykotu Değişim Getirecek mi?

    Facebook reklam boykotu çağrısına bazı büyük reklam verenlerin de katılacağını bildirmesinin ardından bu yapılan kampanyanın ardından, Facebook ve Instagram’daki nefret içeriklerinin toplumsal sorunları derinleştirdiğine dikkat çekilirken, reklam verenler Facebook’un bu tarz nefret içeren içerikleri Facebook ve Instagram’da daha sıkı kontrol etmesini talep ediyor. Bu talebin ciddiye alınması için de Facebook ve Instagram’da reklam veren markaların Temmuz ayında, Facebook platformlarında reklam satın almasını uyarı mahiyetinde durdurması isteniyor. Facebook Reklam Boykotu çağrısına Verizon, The North Face, REI, Upwork, Ben&Jerry’s, Patagonia gibi büyük şirketlerden olumlu dönüşler alınarak Temmuz ayında Facebook ve Instagram’da reklam satın almayarak nefret söylemine karşı platformun harekete geçmesi çağrısına destek verecekler.

    Facebook’un Gelir Modeli

    Bilindiği üzere Facebook temel gelir modeli olarak sistem üzerindeki platformlarında daha fazla facebook kullanıcısının daha fazla vakit geçirmesi ve paylaşım yapmasına dayanıyor. Kullanıcıların etkileşimi ve etkileşim zamanları arttırkça benzer oranda reklam gösteriminin artması ve dolayısıyla Facebook platformu üzerinde gösterilen reklamlar da platformun gelirinin artmasına sebep oluyor.

    Facebook reklam boykotu kampanyası da tam olarak Facebook ve Instagram’daki içeriklerde etkileşimin arttırılması ve daha fazla kar elde etmek amacıyla Facebook’un siyahilere karşı ayrımcılığı körükleyen veya Yahudileri de hedef gösteren nefret içeriklerini görmezden gelerek,  göz yumduğunu iddia ediyor. Kampanya ile Facebook’un içerik yönetimine daha fazla önem vermesi ve nefret suçlarına yönelik paylaşımların daha fazla dağılmadan, bu paylaşımların büyük kitlelere ulaşmasının önüne geçilmesini hedefliyor.

    YouTube Boykotu Başarılı Oldu mu?

    2016 ve 2017 yılında bazı markalar tarafından benzer iki reklam satın alma boykotunu Youtube için de yapmıştı. AT&T, Verizon, Johnson&Johnson gibi dünya çapında bilinen ve büyük reklam bütçelerine sahip olan markalar Youtube’da reklamlarının gösterildiği içeriklere dair platformun yeterince hassasiyet göstermediği gerekçesiyle reklam satın almayı durdurmuşlardı. Markalar, özellikle çocuk istismarı, terör, nefret söylemleri barındıran içeriklerde kendi reklamlarının gösterildiği tespit eden markalar bu sorunun çözümüne kadar platformda reklam vermeyeceklerini duyurmuşlardı. AT&T ancak iki yıl geçtikten sonra yeniden Youtube’a reklam vermeye başladı. Bu süreçte reklamveren markalar, reklamlarının doğru ve uygun içeriklerde yayınlanmasını ve platformun bu konuda kendilerine güvence vermesini ve somut adımlar atması gerekliliğini dile getirmişlerdi.

    Bu taleplerin ardından Youtube, içerik yönetimine daha fazla önem vereceğini, daha fazla uzman istihdam edeceğini ve reklamverenlerin önceliklendirmedikleri içerik türlerinde mümkün olduğunca reklam gösterimi yapılmayacağını açıklamıştı. Hatta daha sonra Youtube kanallarının reklam gösterebilmek için bazı asgari şartlarını güncellemişti.

    Youtube Reklam Boykotu & Facebook Reklam Boykotu

    İki reklam boykotunun ortak noktası platformların, dolaşıma giren içeriklerdeki nefret söylemi, pedofili, ırk ayrımcılığı ve benzeri her türlü nefret söylemine dair harekete geçmesi talebi ön plana çıkmaktadır. Platformların, kendilerini sadece birer iletim aracı olarak değil; aynı zamanda yayınlanan içeriklerin moderasyonu ve koordinasyoun konusunda da sorumlu hareket etmeleri gerektiği ve bu tarz içerikler için hızlı bir şekilde harekete geçmesi gerektiği vurgulanıyor.

    Diğer taraftan Youtube boykotunda markaların temel hareket motivasyonu, kendi reklamları ile alakalı içerikleri uygun bulmadıkları sebebiyle yapılmışken, Facebook boykotunda markalar daha genel bir sosyal faydayı hedefliyor ve platformlardaki nefret söyleminin engellenmesini istiyor. Boykotların biri için marka güvenliği ön plana çıkarken diğerinde toplumsal güvenlik ön plana çıkmaktadır.

    Buradan anlaşılan o ki sosyal platformlarda para harcayarak reklam veren markaların temel talepleri benzer olsa da harekete geçme motivasyonları birkaç yıl içinde değişime uğramış. Sadece kendi markasını değil bütün ekosistemi düşünmeye başlayan markalar son 5 yıl içinde platformlarda yaşanan kişisel veri sızıntıları, Cambridge Analytica skandalı ve aşırılıkçı içerik üreticilerinin kendilerini reklamlar yoluyla finanse ettiğinin ortaya çıkması kullanıcıların taleplerini de değiştirmek zorunda bıraktı. Sosyal platformların kullanıcıları aynı zamanda markaların da tüketicileri yani doğrudan gerçek bireyler olmasından dolayı sadece ürün ve hizmet satın aldıkları markaların kalitesine göre değil toplumsal sorunlar karşısındaki tutumlarına göre de tercihlerini değiştirebiliyor veya tercih ettikleri markaların toplumsal sorunlara dair harekete geçmesini istiyor. Hal böyle olunca markalar, ticari kaygılarının yanı sıra toplumsal sorunları da kapsayan politikalar üretmeye yöneliyorlar.

    Reklam Boykotu İşe Yarayacak mı?

    Peki sonuç olarak Facebook’a uygulanan reklam boykotu örnek alacak diğer sosyal medya platformları ders çıkarır mı? Yeterli yasal düzenlemeler ve kontroller olmadan bunun mümkün görünmüyor. Yine de markalardan gelecek taleplere karşı da platformlar elbette yeni önlemler almak için hızlıca harekete geçiyorlar. Platformlar için kriz anlamına gelen bu tür girişimler, en kıymetlileri olan gelirlerini direkt etkilediği için ne aşırılık yanlısı içerik üreticilerini küstürmek ne de reklamverenlerin platformlarından kaçmalarını istiyorlar. Aslında ipin hem altında hem üstünde oynuyorlar.

  • Tiktok Soruşturması Neden Yapılıyor?

    Tiktok Soruşturması Neden Yapılıyor?

    TikTok Soruşturması nedeniyle son dönemin en popüler sosyal medya uygulaması veri ihlali skandalı ile sarsıldı. Tiktok uygulamasında ortaya çıkan kişisel güvenlik açıklarından dolayı Hindistan’dan ABD’ye bir çok ülkede yasaklarla karşı karşıya kalan TikTok uygulamasına bir kötü haber de Türkiye’den geldi.

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK) TikTok uygulamasına dair son günlerde tartışmalara konu olan kişisel verilerin korunmasına yönelik veri güvenliği açıklarıyla ilgili olarak harekete geçti. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, TikTok hakkında, veri güvenliği açığı iddialarından dolayı resen inceleme başlattığını duyurdu.

    Dünya genelinde 800 milyon kullanıcısı olan TikTok’un en çok kullanıldığı ülkeler sıralamasında yaklaşık 29 milyonluk rakamla 3. olan Türkiye’de yaşanan bu veri ihlalinden kaç kullanıcının etkilendiği, KVKK’nin başlattığı incelemenin sonrasında anlaşılacak.

    Tiktok Soruşturması Neden Açıldı?

    Sosyal medya platformu Reddit’te paylaşılan bir gönderiyle ortaya çıkan skandal, TikTok’a uygulanan tersine mühendislik işlemi ile uygulamanın kullanıcılara ait hangi verileri nasıl aldığını da gözler önüne serdi.

    Ortaya çıkan bu skandala göre TikTok uygulaması kullanıcıların telefonlarına ilişkin teknik bilgilerin yanı sıra, donanımlarından, Wi-Fi bilgilerine; konumlarından, kopyalanan bilgileri okumaya onlarca çeşit bilgiye ulaşıp, kayıt altına almasının ortaya çıkması ile ciddi bir sansasyon oldu.

    Tiktok Hangi Verileri Topluyor?

    Reddit’te ortaya çıkan veri ihlali iddialarına göre TikTok kullanıcıların şu verilerini topluyor:

    – Cihazın tüm donanımı hakkında bilgiler (İşlemci, ekran boyutu, hafıza kullanım oranı, RAM kapasitesi)

    – Kullanıcıların aktif olarak kullandıkları tüm uygulamalar ve geçmişte indirdikleri ancak sonra sildikleri uygulamalara ait tüm kayıtlar.

    – Uygulamanın kullanıldığı cihazın bağlı olduğu ağa dair IP adresleri ve Wi-Fi bilgileri.

    – TikTok uygulamasının bazı versiyonlarında gözlenen kullanıcı konum erişimine izin vermese bile 30 saniyelik aralıklarla GPS pingi göndererek, konum bilgilerini takip etme.

    – Kullanıcının telefon galerisinde yer alan tüm fotoğraf/video gibi tüm medya belgelerine erişim ve bunların farklı cihazlarda görüntülenmesi için kod dönüştürme (transcoding) izni.

    – Uygulama kullanılmıyorken bile kullanıcıların kamera ve mikrofonlarına erişim.

    – Özellikle yasadığı ve zararlı içeriklerin gizli bir şekilde kullanıcıların telefonlarına yüklenebilmesine yol açabilecek olan uygulamaya, Android sürümünde ‘Zip’ dosyası indirme, açma ve çalıştırma yetkisi verme.

    – iOS sürümünde ortaya çıkan ancak gelen tepkiler üzerine ardından erişimi kaldırılan panoya kopyalanan her türlü bilgiyi okuyabilme.

  • Evden Çalışma Sistemi Kalıcı Olacak mı?

    Evden Çalışma Sistemi Kalıcı Olacak mı?

    Teknoloji tarafından sağlanan imkanların da sayesinde uzun süredir dijital göçebelik, freelance ve home office çalışma ya da diğer ismi ile evden çalışma sistemi modelleri gündemdeydi. Pendemi sürecinde bu çalışma modellerinin durumu ve sağladığı avantaj ve dezavantajlar uygulamanın mecburi olmasının avantajı ile daha net bir şekilde görünmeye başlandı. Özellikle Facebook, Google, Apple  gibi  dünyanın dev teknoloji şirketleri küresel ölçekte evden çalışma sistemi ile çalışmalarında devam etmek zorunda kaldı. Hem mevcut altyapıları hem de çalışanların teknolojiyi kullanma becerileri ileri seviyede olmasından kaynaklı avantajı lehlerine kullanabilen teknoloji odaklı şirketler uzaktan çalışma sistemini başarılı bir şekilde yönetti. Dünyada kademeli olarak normalleşme başlasa bile uzaktan çalışma sisteminin son bulup bulmayacağı, bazı şirketlerde ise kalıcı olarak devam edip etmeyeceği tartışma konusu oldu.

    Dünyada Uzaktan Çalışma Sistemi

    Mark Zuckerberg, Facebook ofislerinin yüzde 25 dolulukta olacağını, Facebook çalışanlarının talep etmeleri halinde bu yılın sonuna kadar evden çalışabileceklerini belirtti. 70 ofisinde toplam 48 bin çalışana sahip olan Facebook, önümüzdeki 10 yıllık süreçte işlerini uzaktan yönetmek için kolları sıvadı. Zuckerberg’in görüşüne göre eğitim için deneyimli çalışanlardan daha çok yeni üniversite mezunları ofiste çalışmaya devam etmeli.

    Google CEO’su Sundar Pichai de aynı görüşlere sahip. Google Mart ayında uygulamaya başladığı evden çalışma sistemini, 2021 yılına kadar devam ettireceğini açıkladı.

    Teknoloji şirketleri arasında uzaktan çalışma sistemine çok sıcak bakmayan şirket Microsoft oldu. Bill Gates’ten sonra Microsoft’un başına geçen Nadella bu çalışma sisteminin uzun vadede pek de sürdürülebilir olmadığına inanıyor.Microsoft’un patronu Nadella çalışmalarda insanlarla yüz yüze görüşmeyi, toplantı sonrasında da  fikir alışverişinde bulunmayı özlediğini belirtiyor. Ayrıca Nadella bu sistemin sosyal ortamları yok ektiğini, bu nedenle fiziksel ofis kavramının devam etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

    79 ülkede 4 binden fazla çalışanı olan Spotify, uzaktan çalışma sistemini kararlı bir şekilde uygulayan şirketlerin başında yer alıyor. Çalışanlarının büyük kısmı ABD ve İsveç’te olan Spotify, bu yıl uzaktan çalışma sistemi ile devam edeceğini belirtiyor.

    Twitter, diğer şirketlerin aksine çalışma sistemiyle ilgili net bir takvimi gerçekleştirmiyor. Yapılan bilgilendirmede pandemi sonrasında da isteyen çalışanların herhangi bir süre kısıtlaması olmadn evden çalışabileceğini belirtti, isteyen çalışanlar ofisten çalışmaya devam edebiliyor.

    Apple ise ofise dönüş için normalleşme planı yapan şirketler arasında yer alıyor. Haziran ayında evde çalışmakta zorlanan kişiler ofise dönüş yapmaya başlayabilecek. Temmuz ayında ise ofisteki çalışan sayısında önemli miktarda bir normalleşme olacak.

    Türkiye’de Uzaktan Çalışma Sistemi

    Türkiye’de de birçok şirket evden çalışma sistemine geçiş yapmak zorunda kaldı. Özellikle Teknopark ve Ar-Ge merkezi çalışanlarının, pandemi döneminde iş yerinde bulunma zorunluluğu kalkmıştı. Yasal çerçevesi 2001 yılına dayanan iş yerinde bulunma zorunluluğunun, 2023 yılında yapılacak yeni düzenlemelerle esnetileceği görüşü hakim oldu.

  • Ar-Ge Yatırımı Teşviği Gündemde

    Ar-Ge Yatırımı Teşviği Gündemde

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, proje bazlı devlet yardımından yararlanan yatırımcı firmaların, Ar-Ge yatırımı teşviği faaliyetlerine de kaynak ayırmaları amacıyla düzenlemeye gitti. Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Kararına göre; desteklerden yararlanan yatırımlarda, yatırım tamamlama vizesini takiben 3 yıl boyunca her yıl net satışların asgari yüzde 2’si kadar Ar-Ge harcaması yapıldığı yeminli mali müşavir raporuyla belgelendirilmesi halinde, vergi indirimi desteği, belirlenen azami oranları aşmamak kaydıyla, yatırıma katkı oranına 5 puan ilave edilerek Ar-Ge yatırımı teşviği uygulanacak. Proje bazlı teşvik sisteminden faydalanan firmaların istihdam maliyetlerini yatırım döneminde de azaltabilmesi için de sigorta primi işveren hissesi desteğinin uygulanmasının yatırım döneminde başlamasına imkan sağlandı.

    Enerji Desteği Uygulaması Düzenlemeleri

    Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile enerji desteği uygulamasına ilişkin usullerde de bir takım düzenlemeler yapıldı. Enerji desteği uygulamasına, firma tarafından talep edilmesi halinde, yatırımın kısmen işletmeye geçişinin görevlendirilen en az 2 uzman tarafından yerinde tespit edildiğine ilişkin raporun onaylanması, yatırım harcamalarına ilişkin yeminli mali müşavir raporunun Bakanlığa gönderilmesi veya yatırım tamamlama vizesi yapılarak tamamen işletmeye geçilmesiyle başlanabilecek. Kısmi olarak işletmeye geçildiğinin yerinde görülmesi halinde gerçekleşen makine ve teçhizat tutarının yatırım teşvik belgesinde öngörülen makine ve teçhizat tutarına oranı nispetinde enerji desteği kullandırılabilecek. Kısmen işletmeye geçişe ilişkin tespit işlemi azami yılda bir defa yapılacak ve yatırım tamamlama vizesinden önce yararlanılabilecek toplam enerji desteği tutarı, destek kararında belirlenen azami enerji desteği tutarının yüzde 50 oranını geçemeyecek.

    Yapılan düzenlemeler kapsamında proje bazlı desteklerden yararlanmak isteyen yatırımcı firmaların başvurularını Elektronik Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bilgi (E-TUYS) Sistemi üzerinden yapabilmesi için gerekli tüm düzenlemeler gerçekleştirildi. Proje bazlı desteklerden yararlanmak isteyen yatırımcı firmaların yatırımları hakkında daha ayrıntılı bilgi vermelerini temin etmek için hazırlanan ekte de düzenlemeye gidildi. Söz konusu ekin bağımsız danışmanlık kuruluşları veya kalkınma-yatırım bankalarınca hazırlanması talep edildi.

     

  • Zorlu Holding Parlak Fikirler Peşinde

    Zorlu Holding Parlak Fikirler Peşinde

    Zorlu Holding, inovatif ve teknolojik yenilikleri içeren daha iyi bir gelecek hayalini gerçeğe dönüştürmek amacıyla parlak fikirler için hayata geçirdiği Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde başlattığı çalışanlarına yönelik projelerine devam ediyor. Proje kapsamında; Zorlu Holding, gelecek vizyonu Akıllı Hayat 2030’un en önemli adımlarından biri olarak gördüğü kurum içi girişimcilik programı olan Parlak Bi’Fikir‘in ikinci döngüsünü çevrimiçi platforml üzerinden yaptığı canlı yayın ile başlattı.

    Zorlu Grubu’nun kurum içi girişimcilik programının 2. döngüsünde, grubun gelecek vizyonunu yansıtan Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik haritası ve uzun vadeli stratejik yatırım alanlarına yönelik fikir çağrısı 10 Haziran’da başlatıldı. Seçilen fikirlerde çalışmak üzere Grup çalışanlarına takım çağrısı yapılacak ve takımlar yaklaşık 8 aylık bir maratona başlayacak. Süreçte tohum yatırımı alan, yoğun bir eğitim ve mentorluk programından geçecek takımlar ise finalde Zorlu Grubu hissedarlarına ve üst yönetimine sunum yaparak girişimlerini hayata geçirmek için yatırım almak için çabalayacak.

    “Girişimcilik ruhu hayat kurtarıyor”

    Moderatörüğünü Hakan Akben’in üstlendiği online buluşma; Zorlu Grubu’nun hissedar temsilcileri, üst yönetimi, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu, Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Zorlu Holding CFO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Cem Köksal, Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt, Zorlu Holding İnsan Kaynakları Direktörü Zülal Öztürk Kaya, Hukuk Yurtiçi İşlemleri Müşavir Yardımcısı Nihan Esendal ve Muhasebe Müdürü Zafer Şeyben’in yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerindeki Zorlu Grubu çalışanlarının katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda; proje paydaşları süreç ile ilgili bilgi paylaşamında bulunurken ilk döngüde yatırım alan AbilityPool ve ConectoHub’ın kurucu ortakları ve yeni döngüde inovasyon elçileri olarak destek verecekilk döngü katılımcıları, Zorlu Grubu çalışanları ile deneyimlerini paylaştı.

    Salgın sürecinin girişimciliğin önemini bir kez daha ortaya çıkardığını dile getiren Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu;

    “Tüm dünya gibi ülkemiz için  de tahmin edilemeyen bir salgın süreci yaşadık ve halen yaşamaya devam ediyoruz. Normal şartlarda belki 3. belki de 4. döngüde online’a taşıyacağımız Parlak Bi’Fikir için de bir hızlandırıcı oldu. Bu dönemde girişimcilik ruhunun, çevik hareket etme, duruma uyum sağlama özelliklerinin gerçekten hayat kurtarıcı olduğunu bir kez daha anladık.

    İş dünyası, kamu, sivil toplum; girişimcilik ekosisteminin bu yanlarını örnek alabileceğini de gözlemlemiş oldu. Biz de hem girişimcilik, sosyal inovasyon gibi alanlardaki yetkinliğimiz, know-how’ımız; hem de yetkin insan kaynağımızla bu dönemde farklı kazanımlar elde ettik. Bir kez daha görüldük ki; kurum içi girişimciliği destekleyerek; grubumuzda inovasyon ve girişimcilik ruhunu güçlendirme yolunda adımlar atarak çok doğru bir yolda ilerliyoruz. Bu programla içimizden start-up’lar çıkarıyor olmamız çok önemli; ama bundan daha önemli olan; sürecin tamamının grup genelinde yarattığı dönüştürücü etki… İkinci döngüyle birlikte bu etkiyi daha da belirgin şekilde göreceğimize inanıyorum. İnovasyon ve girişimcilik ruhunu güçlendiren sürece tüm çalışma arkadaşlarımızı davet ediyoruz.” dedi.

    “Parlak Bi’Fikir, ihtiyaçlara yönelik yeni fırsatlar yaratacak”

    Sürdürülebililirlik odaklı Akıllı Hayat 2030 vizyonu ile birlikte son 3 yılda kurum içi inovasyonu harekete geçirmek üzere koydukları hedefleri geliştirmek için var güçleriyle çalıştıklarını ifade eden Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül;

    “Bunun ne kadar önemli ve kritik olduğunu bu salgın sürecinde çok açık bir şekilde gördük. Toplum için değer yaratan işleri üretenlerin, sürdürülebilirliği sağlamak için teknoloji ve inovasyona yatırım yapanların ayakta kaldıklarına şahitlik ettik. Bu açıdan Parlak Bi’Fikir kurum içi girişimcilik programımızın, pandemi sonrası yeni gerçekler ve normallere paralel; dünyanın, ülkelerin ve bireylerin hayatına katkı sağlayan; yeniden şekillenen ihtiyaçlarına yönelik yeni fırsatlar yaratacağını düşünüyorum. Bu süreç aynı zamanda, daha iyi bir dünya için ne yapabilirim diye düşünen çalışanlarımız için önemli bir fırsat yaratırken; yetkinliklerini artırıp yeni iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik kendilerini geliştirebilecekleri bir zemin de oluşturacaktır.” dedi.

    “Akıllı Hayat 2030 ile iş kültürümüzü yeniden tasarlıyoruz”

    Yaşanan koronavirüs salgın sürecinde şirketlerin çevikliği ve ani değişen koşullara uyum sağlayabilmesinin çok önemli olduğunu ; bunun da şirketlerin yaratıcılığı ve inovasyon ihtiyacını öne çıkardığını dile getiren Zorlu Holding Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Cem Köksal ise;

    “Bugün ülkeler arasında sınırların bir anda nasıl keskin şekilde çizildiğini; bunların ekonomik-finansal yansımalarının kurumsal ve bireysel hayatlarımızda ne kadar derin etkileri olduğunu görüyoruz. Bu sebeple Akıllı Hayat 2030 ile birlikte, yaptığımız işin sürdürülebilir olması için radikal değişimlere, negatif koşullara hızla uyum sağlayabilecek şekilde iş kültürümüzü yeniden tasarlıyor olmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha anladık. Bu anlayışla, parlak fikirler ve inovasyonun sürdürülebilirliğini sağlamanın en hassas konu başlıklarından biri olduğunu görerek hayata geçirdiğimiz Parlak Bi’Fikir  yani parlak fikirler programına büyük önem veriyoruz. İlk döngü sonrasında çalışma arkadaşlarımızdan aldığımız geri bildirimler bu konuda attığımız adımların karşılık bulduğunu gösteriyor. Covid-19 sonrası koşulların bizi konfor alanımızdan çıkmaya zorlayacağı bir dönemde başlayan ikinci döngünün ise, yeni dünyanın şirketi ya da bireyleri olma yolunda hem Grubumuz hem de ülkemiz için farklı kazanımları olacağına gönülden inanıyorum.” dedi.

    “Parlak Bi’Fikir ile yeni start-up’lar çıkarıyoruz”

    Artık hiç kimsenin eski iş yapış biçimleriyle yoluna devam edemeyeceğini ifade eden Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt;

    “Bu pandemi sürecinde ayakta kalabilmenin yolunun sürekli inovasyondan geçtiğini bir kez daha gördük. Bu konuda Zorlu Grubu’nun oldukça güçlü yanları var. Parlak fikirler ve inovasyon yatırımlarının tüm aşamalarını başarıyla geçtik. Vestel Ventures’ın yaptığı yatırımlar arasında değerini yüzde 50 kat arttıran start-up’lar var. Start-up’larımızdan biri Vestel ile birlikte, pandemi ile hayati bir konu haline gelen solunum cihazı (ventilatör) üretiyor. Yine start-up’larımızdan biri Türkiye’nin elektrikli otomobilinin en önemli teknolojik cihazlarından birini üretiyor. Sahip olduğumuz tüm bu deneyimi kurum içi girişimciliğe aktarıyoruz.

    İlk döngü, bizim için başlangıçtı ama içimizden çıkardığımız iki start-up çok kısa sürede çok hızlı yol aldı. Hatta daha bir yılı bile doldurmadan yeni bir yatırım aşamasına geldiler. Bununla birlikte “Parlak Bi’Fikir ile inovasyon odaklı kültürel dönüşümü tetikleyecek bir iş ortamı yaratma isteğimizin de ciddi bir karşılık bulduğunu gözlemliyoruz. İçeride çok ciddi bir dinamizm yarattık. İlk süreci deneyimleyen çalışma arkadaşlarımız, grubumuzda farklı alanlarda çalışmaya devam ederken; bir yandan da inovasyon elçisi olarak yepyeni bir kariyere adım attılar. Yeni döngüde yeni sorumluluklar üstlenip; gönüllü olarak farklı şapkalarla sürecin parçası olmaya devam edecekler. Bu çalışmaları Zorlu Holding’de hayata geçirdiğimiz Alan 1 gibi, fikir üretenlerin buluşacağı inovasyon mekanlarıyla da güçlendirmeye çalışıyoruz. Eğer bunu bir maça benzetirsek, bu maçın bir kaybedeni yok. Kurum içi girişimcilik sürecine katılan her arkadaşımız kendini geliştiriyor ve bir üst lige çıkarıyor. Böylece Parlak Bi’Fikir ile inovasyon odaklı kültürel dönüşümü tetiklerken; aynı zamanda grubumuzu yeni yatırım alanlarıyla buluşturacak start-up’lar çıkarıyoruz.” dedi.

  • KOBİ’ler için Dijital Dönüşüm Liderliği

    KOBİ’ler için Dijital Dönüşüm Liderliği

    TÜRKONFED tarafından yapılan açıklamaya göre, Dijital Dönüşüm Merkezi’nin (DDM) de ücretsiz dijitalleşme desteği sağladığı etkinlik serisinin dördüncüsüne, kobiler için dijital dönüşüm liderliği alt başlığının da yer aldığı, Kredi Garanti Fonu (KGF) Genel Müdürü Kasım Akdeniz, Softtech Genel Müdürü Melih Murat Ertem ve Türkiye İş Bankası Kartlı Ödeme Sistemleri Birim Müdürü Kaan Koşvar katıldı.

    “215 milyar TL tutarında kredi”

    Toplantıda Kredi Garanti Fonu (KGF) Genel Müdürü Kasım Akdeniz, pandemi döneminde farklı bir görev üstlendiklerini belirtti.

    Bu dönemde gerek üretim gerekse istihdam gücünü korunması amacıyla Hazine yönetimi ile etkileşimli olarak ihtiyaçları analiz ederek çeşitli destek paketlerini oluşturduk. Yaklaşık 400 bin işletmeye 215 milyar TL tutarında ticari kredi kullanması için destek olduk. Kredi kullananların yüzde 80’i KOBİ diye nitelendirdiğimiz şirketler. Geldiğimiz noktada  abankacılık sektörünün ticari kredilerinin yüzde 11’i KGF garantisiyle verildi Aynı zamanda dünyada ilk kez bir Kredi Garanti Fonu, bireylerin kredilerine de kefil oldu. Salgın döneminde sosyal kaygıların giderilmesi ve bireysel ihtiyaçların karşılanmasına destek vermek adına 7 milyon vatandaşımıza 40 milyar TL’nin üzerinde bireysel kredi kullandırılmasını sağladık.” ifadelerini kullandı.

    KGF’nin hedef kitlesinin KOBİ’ler olduğunu aktaran Akdeniz

    KGF olarak hem dijitalleşme yoluyla kurumların verimliliklerini ve etkinliklerini artırmalarını hem de bizzat teknoloji üretmelerini önemsiyoruz ve destekliyoruz. Ülke olarak ekonomik gelişim yolunda kaçırdığımız treni yakalayabilmenin en somut yolu, üretimde teknolojiyi daha etkin kullanıp katma değerli ürünler sunmak ve yazılıma odaklanmaktan geçiyor. Teknoloji alanında ülke olarak somut adımlar atmalıyız. Pandemi sürecinde gördük ki ülke insanımız da yeniliklere gerçekten çok açık. Eğer iyi bir proje fikirleri varsa, teknoloji alanında üretim yapmak istiyorlar fakat yatırım için sermayeleri yetersiz ise kendilerine finansman imkanı sunmak için üzerimize düşeni yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Yazılıma yatırım”

    Türkiye İş Bankası iştiraki Softtech’in Genel Müdürü Melih Murat Ertem ise KOBİ’lerin dijitalleşmeye ilişkin olarak şunları belirtti:

    İşletmeler dijitalleşmenin öneminin farkında ancak büyük bir bölümü, sadece işletme giderlerinin azalmasına odaklanıyor. Söz gelimi 10 kişinin yapacağı işi, bir robotun yapması için dijitalleşme yatırımı gerçekleştirmek istiyor. Operasyonel giderlerin azaltılması, bir işletme için hiç kuşkusuz çok değerli ancak dijitalleşmeyi sadece bu yönüyle değerlendiremeyiz. Bunun yanı sıra, TÜBİSAD’ın dijitalleşme raporunda çok çarpıcı bir rakam var, buna göre kaçak yazılım kullanma oranımız yüzde 56. Bu da bize, merdiven altı şirketlerde, küçük bilgisayarlarda hayatımızı sürdürmeye çalıştığımızı gösteriyor. Ancak çağın ihtiyaçlarına bu şekilde karşılık vermemiz mümkün değil. Bir an önce teknolojiye ve yazılıma yatırım yapmalıyız. Biz de Softtech olarak bu süreçte KOBİ’ler için bulut tabanlı çözümlerle fırsat yaratıyor, onlara ‘know-how’ımızı sunuyoruz. KOBİ’lerin dijitalleşmeyi stratejik görmeleri ve bu yolculukta bizim gibi onlara destek olan firmalarla birlikte hareket etmeleri çok önemli.

    “Dijitalin sunduğu imkanlar”

    Türkiye İş Bankası Kartlı Ödeme Sistemleri Birim Müdürü Kaan Koşvar ise pandemi ile birlikte dijital işlemlerin ve ödeme sistemlerinin geri dönüşü olmayacak şekilde büyük bir sıçrama gösterdiğini dile getirdi.

    Koşvar, “Türkiye İş Bankasının rakamları üzerinden örnek vermek gerekirse, salgın süreci öncesinde % 83’lerde olan dijital işlemlerin oranı pandemi dönemde yüzde 95’e kadar yükseldi. Temassız tüm ödeme işlemleri altı katına çıktı. Pandemi sürecinde son üç ay içinde 430 bin kişi ilk kez temassız işlem yapmaya başladı. Kafamızdaki paradigmalar ve korkular yıkıldı, bu konfora çok hızlı bir şekilde alıştık. İşte bu nedenle işletmelerin, kullanıcıların alıştığı bu konforu sağlamaları ve daha da artırmaları için dijitalleşmeye yatırım yapmaları gerekiyor.” değerlendirilmelerinde bulundu.

    Türkiye’deki ticaret içinde e-ticaretin oranının, salgın sürecinde yüzde 5,3’ten yüzde 6,7’ye çıktığını ifade Kaan Koşvar, şunları kaydetti:

    Gelişmiş ülkelerin yüzde 12, Çin’in yüzde 30 seviyesinde olduğu dikkate alınırsa aradaki farkın kapanması için ciddi bir mesafe yer alıyor. Bu noktada, e-ihracat yapan işletmelerin dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri, mal satacakları pazarın lokal ödeme yöntemlerini kullanmaları çünkü her millet kendi ödeme yöntemini güvenli buluyor.

    E-ticaretin hızla kabuk değiştirdiği bu dönemde biz de özellikle e-posta, sosyal medya ve çağrı merkezi üzerinden satış yapan firmalar için ‘Linkle Tahsilat” yöntemini geliştirdik. Bu hizmet ile işletmeler, yurt içi ve yurt dışındaki müşterilerine SMS, e-posta veya diğer iletişim uygulamaları yoluyla gönderecekleri bir link aracılığıyla tahsilat yapma olanağı buluyor. Türkiye İş Bankası olarak işletmelerin dijitalleşmesine ve yurt dışına açılmalarına katkı sunmak için bu gibi yenilikçi ürünlerle kendilerine yol arkadaşlığı yapmaya devam edeceğiz.

    Dijital dönüşüm liderliği için başvurular

    Diğer yandan yapılan açıklamaya göre, iki yılda dokuz kentte üç bin KOBİ’ye ulaşan ve mayıs ayı itibarıyla çevrimiçi platformda düzenlenmeye başlandı. Dijital Anadolu Projesi, gelecek dönemde de farklı konu ve konuklarla devam edecek. Dijital Anadolu’nun beşinci online etkinliği, 25 Haziran’da düzenlenecek.

    Aynı zamanda, TÜRKONFED tarafından kurulan Dijital Dönüşüm Merkezi de Türkiye İş Bankası iş birliği ve BANDWITT çözüm ortaklığında Dijital Anadolu Projesi ile ulusal ölçekte ve çevrimiçi olarak KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğuna dijital yönetim liderliği yapmaya devam edecek. Proje kapsamında, DDM’nin web sitesi “www.ddm.org.tr” üzerinden sisteme kaydolan ve dijitalleşme karnelerinin hesaplanabilmesi için gerekli koşulları sağlayan KOBİ’lere, dijitalleşme karnesi ve yol haritası ücretsiz olarak sunuluyor.

    Dijitalleşme karnesi oluşan KOBİ’ler içinden randevu talep eden ilk 100 şirkete BANDWITT tarafından ücretsiz olarak verilecek dijital dönüşüm alanındaki bire bir koçluk hizmeti için başvuru alımı da devam ediyor.

  • Dünyanın En Değerli Markaları belli oldu

    Dünyanın En Değerli Markaları belli oldu

    Dünyanın En Değerli Markaları; 2020 BrandZ Top 100 Global Markalar Listesi güncellendi. Global Markalar listesine göre, ABD merkezli e-ticaret ve bulut bilişim şirketi Amazon, yıllık bazda yüzde 32’lik artışla 416 milyar dolar marka değerine ulaşarak, dünyanın en değerli markası olmaya devam etti. Listede amazonun ardından ikinci sırasında ise bir başka teknoloji devi Apple yer alıyor. Sosyal medyada yer alan bir çok tartışmanın odak noktasını oluşturan TikTok da, BrandZ Top 100 Global Markalar listesinde 16.9 milyar dolarlık marka değeriyle dünyanın en değerli 79. markası olarak gösterildi.

    Bloomberg piyasa verileriyle birlikte dünya genelinde 3,8 milyon kişiden elde edilen tüketici iç görülerinin titizlikle analiz edildiği çalışmada 51 pazardan 17 bin 500’ü aşkın marka mercek altına alındı.

    Dünyanın En Değerli Markaları Listesine İlk Kez Girdi

    2016 yılında yayınlanan TikTok, bu yıl ilk defa BrandZ Top 100 Global Markalar listesine girdi ve Uber, Adidas, Pepsi gibi markaları geride bırakarak 16.9 milyar dolarlık marka değeriyle dünyanın en değerli 79. markası olarak gösterildi. Listenin ilk 25 sırasında yer alan şirketler şöyle…

    24- Starbucks – Marka değeri: 47,7 milyar dolar

    23- PayPal – Marka değeri: 48,4 milyar dolar

    22- Disney – Marka değeri: 48,8 milyar dolar

    21- Nike – Marka değeri: 49,9 milyar dolar

    20- UPS – Marka değeri: 50,7 milyar dolar

    19- Louis Vuitton – Marka değeri: 51,7 milyar dolar

    18- Moutai – Marka değeri: 53,7 milyar dolar

    17- SAP – Marka değeri: 57,5 milyar dolar

    16- The Home Depot – Marka değeri: 57,5 milyar dolar

    15- Marlboro – Marka değeri: 58,2 milyar dolar

    14- IBM – Marka değeri: 83,6 milyar dolar

    13- Coca Cola –  Marka değeri: 83 milyar dolar

    12- Verizon – Marka değeri: 94,6 milyar dolar

    11- AT&T – Marka değeri: 105,8 milyar dolar

    10- Mastercard – Marka değeri: 108,1 milyar dolar

    9- McDonald’s – Marka değeri: 129,3 milyar dolar

    8- Facebook – Marka değeri: 147,1 milyar dolar

    7- Tencent – Marka değeri: 150,9 milyar dolar

    6- Alibaba – Marka değeri: 152,5 milyar dolar

    5- Visa – Marka değeri: 186,8 milyar dolar

    4- Google – Marka değeri: 323,6 milyar dolar

    3- Microsoft – Marka değeri: 326,5 milyar dolar

    2- Apple – Marka değeri: 352,2 milyar dolar

    1- Amazon – Marka değeri: 415,8 milyar dolar

  • İç ticarette dijital dönüşüm nasıl gerçekleşecek?

    İç ticarette dijital dönüşüm nasıl gerçekleşecek?

    Bakan Pekcan, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, iç ticarette dijital dönüşüm çalışmaları  hakkında bilgi verdi. Yeni uygulamanın sağlayacağı katkılara dikkati çeken Pekcan, şu bilgileri aktardı:

    “MERSİS üzerinden başlattığımız elektronik belge uygulamasıyla şirket yetkilileri ihtiyaç duydukları ticaret sicili belgelerine ilişkin başvurularını elektronik ortamda yapabilecek ve harç bedellerini ödeyebilecek. Ankara, İstanbul ve İzmir ticaret sicili müdürlüklerimizde hayata geçirilen ve kısa sürede tüm müdürlüklerimizde devreye alınacak e-belge uygulamasıyla işlemler hızlı bir şekilde tamamlanabilecek ve ticaret sicili müdürlüklerimizdeki yoğunluk asgari düzeye indirilecek. Diğer taraftan anonim şirketlerin genel kurul toplantıları için Bakanlık temsilcisi görevlendirme işlemleri de MERSİS üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilebilecek. İç ticaretin dijitalleşmesine, vatandaşlarımızın talep ettikleri hizmete daha kolay, şeffaf, hızlı, güvenli şekilde ulaşmasına katkı sağlayacak bu çalışmalarımızın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.”

    İç Ticarette Dijital Dönüşüm Hamlesi

    Ticaret Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada; Bakanlığın dijital dönüşüm projeleri kapsamında ticaret sicili müdürlükleri ve ticaret il müdürlüklerinde yürütülen işlemlerin elektronik ortama taşınması çalışmaları hız kazandırıldı.

    Türkiye’nin dijital dönüşüm projelerinden MERSİS üzerinden çevrim içi ortamda yürütülen ticari işlemlerin kapsamı genişletildi. Özellikle pandemi sürecinde sosyal temasın en aza indirilmesini hedefleyen ve vatandaşların hayatını kolaylaştıran çalışmalara ön plana alındı.

    TOBB ile iş birliği halinde MERSİS üzerinden başlatılan elektronik belge uygulamasıyla ticaret sicili müdürlüklerine fiziki olarak başvurularak alınabilen ticaret sicili belgelerinin elektronik ortamda alınması sağlandı. Böylece, şirket yetkilileri ihtiyaç duydukları ticaret sicili belgelerine ilişkin başvurularını MERSİS üzerinden elektronik ortamda yapabilecek ve harç bedellerini elektronik ortamda ödeyerek söz konusu belgeleri MERSİS üzerinden temin edebilecek.

    Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünde 18 Mayıs’ta pilot olarak devreye alınan elektronik belge uygulaması, İstanbul ve İzmir ticaret sicili müdürlüklerinin de dahil olmasıyla bugün itibarıyla 3 büyük şehirde hayata geçirildi. Uygulamanın kısa süre içinde tüm ticaret sicili müdürlüklerinde devreye alınması planlanıyor.

    • Girişimcileri doğrudan ilgilendiren iş dünyası ile ilgili haberleri girişimcilik haberleri kategorisinde yayınlıyoruz.

    Diğer taraftan Bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu olan anonim şirket genel kurul toplantılarına temsilci görevlendirilmesi için il müdürlüklerine başvuruluyordu. MERSİS’de geliştirilen Genel Kurul Modülü tüm il müdürlüklerinin ve vatandaşların kullanımına açıldı. Böylece anonim şirket genel kurul toplantılarına Bakanlık temsilcisi taleplerinin il müdürlüklerine gidilmeden elektronik ortamda alınması sağlandı. Aynı zamanda görevlendirme işlemlerinin elektronik ortamda yapılması ve genel kurul toplantılarına ilişkin belgelerin elektronik ortamda saklanması mümkün hale geldi. Böylece, Bakanlık temsilcisi görevlendirme işlemlerinin daha şeffaf ve hızlı gerçekleştirilmesi sağlandı.

  • Erciyes Teknopark’tan KOBİ’lere Ücretsiz Mentorluk

    Erciyes Teknopark’tan KOBİ’lere Ücretsiz Mentorluk

    KOBİ’lerin iş geliştirme ve yenilik kapasitelerini artırmaya yönelik mentorluk mekanizmaları oluşturulması ve yürütülmesine yönelik faaliyetlerin desteklenmesi amacı ile açılan TÜBİTAK 1601 BiGG+ Mentor Arayüzü Çağrısı sonucunda, Erciyes Teknopark’ın ücretsiz mentorluk hizmetlerini de içeren proje önerisi TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan 11 proje arasında yer aldı.

    Proje kapsamda Erciyes Teknopark Mentor Arayüzü Programı ile KOBİ’lere 18 ay boyunca ücretsiz mentorluk hizmeti verebilecek. Erciyes Teknopark Mentor Arayüzü Programı ile ilgili açıklama yapan Erciyes Teknopark Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr.Recai Kılıç şunları proje ve verilecek hizmetler hakkında şunları ifade etti:

    “TÜBİTAK tarafından, TEYDEB desteği almış KOBİ’lere BİGG+ isimli yeni bir destek sunulmaktadır. TÜBİTAK, KOBİ’lerin uygun mentorlar ile eşleştirilmesi ve sürecin kaliteli bir şekilde yönetilmesi yetkisini sadece 11 uygulayıcı kuruluşa verdi. Erciyes Teknopark da TÜBİTAK tarafından seçilen bu desteği verebilecek 11 uygulayıcı kuruluş arasında yer alma başarısını gösterdi. Bu program kapsamında Kayseri ili ve çevresinde faaliyette bulunan KOBİ’lere mentorluk hizmeti sunulması hedeflenmektedir. Bu destek kapsamında bize gelen mentorluk desteği başvuruları değerlendirilmesinin ardından seçilen KOBİ’ler alanında uzman nitelikli mentorlardan 18 ay süresince ücretsiz olarak danışmanlık hizmeti alabilecekler. Bu program kapsamında 18 ay süresince verilecek mentorluk hizmetinin KOBİ’ler üzerinde ciroda artış, yeni pazarlara giriş, yurt dışına satış ya da mevcut yurt dışı satışlarında artış, ürün geliştirme süreç iyileştirme, rekabet üstünlüğü elde etme gibi etkilerin oluşturulması hedeflenmektedir.

    Programa katılmak ve mentorluk hizmetlerinden ücretsiz şekilde yararlanmak isteyen KOBİ’ler www.erciyesmentors.com adresinden başvurularını 22 Haziran 2020 tarihine kadar gerçekleştirebilirler.”

  • Destekçilere İTÜ Çekirdek Çağrısı

    Destekçilere İTÜ Çekirdek Çağrısı

    Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon üssü İTÜ ARI Teknokent’in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdek, yarını düşünen girişimcilere, bugünden destek olmak isteyen yatırımcı, kurumsal şirket ve bireysel destekçilere seslendi ve Geleceğin Teknolojilerine Bugünden Destek Olun çağrısında bulundu.

    Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon üssü İTÜ ARI Teknokent’in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdek, yarını düşünen girişimcilere, bugünden destek olmak isteyen yatırımcı, kurumsal şirket ve bireysel destekçilere seslendi ve Geleceğin Teknolojilerine Bugünden Destek Olun çağrısında bulundu.İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, üniversitelerin girişimcilik kuluçka merkezleri arasında dünyada ilk 5’te yer alan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi, fikirlerini ticarileşebilir ürün ya da hizmete dönüştürmek isteyen girişimciler için çalışıyor.Kurulduğu günden beri yüzlerce girişimin aldığı desteklerle başarılı olmasını ve şirketleşmesini sağlayan İTÜ Çekirdek, ülke genelinde 2 bin 424 girişime ve 5 bin 432 girişimciye destek verdi.135 milyon TL’yi aşkın yatırım alan İTÜ Çekirdek girişimlerinin toplam değerlemesi 1 milyar 278 milyon liraya ulaştı.Açıklamada görüşlerine yer verilen İTÜ Çekirdek’in Kurucusu ve Direktörü Arzu Eryılmaz,

    “İTÜ Çekirdek olarak, 2011’den bu yana Türkiye’ye teknoloji girişimciliğini yayma, girişimcilere destek olma ve hayata dokunacak teknolojilerin üretilmesine katkı sunma hedefleriyle çalışmalarımızı Türkiye’den ve dünyadan binlerce girişim, yüzlerce kurum, mentor ve yatırımcıyla birlikte sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.Eryılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:”Tüm dünyanın içinde bulunduğu bu süreç bizlere ‘sınırların’ hiçbir şeyi engellemediğini, ‘birlikte’ olmanın önemini ve ‘beraber’ hareket etmenin kıymetini gösterdi. Bu günlerden tek kurtuluşun teknolojik kalkınma ile olabileceğini bir kez daha kanıtladı. Girişimlere destek olmak isteyenleri ve ‘bugünleri güçlerimizi birleştirerek daha kolay aşarız’ diyenleri İTÜ Çekirdek’e davet ediyoruz. Gelin, girişimcilerimize vereceğiniz destekler ile bugünden yarını düşünelim, ülkemizin teknolojik kalkınmasına katkı sağlayalım. Sizlerle beraber olursak, çok daha fazlasını başarabiliriz. Gelecek Elinizde!

    Kuluçka Merkezinin websitesine ulaşmak için buraya tıklayınız.